Günlük

Ben Neymişim


1988
Doğduğumda susmuşum ben. Ağlamamışım diğer insan yavruları gibi. Ebem kıçıma öyle sert vurmuş ki, sinirden ağlamışım. Tam orda sigaraya başlamışım. O anda babam gelip elimde sigarayla görünce, “ulan şerefsiz, önce bi nefes al, oksijen çek ciğerine” deyip dövmüş beni. Daha yakmadan sigarayı bırakmışım.

1989
Mukadderat sonuçta; zatürre olup yataklara düşmüşüm. Doktorlar ölür mü ölmez mi diye üzerime bahis oynamış. Parayı ölmez’e yatıran doktorla bir olup bilerek ölmemişim, parayı kırışmışız. Sonra, haydan gelen huya gider deyip, kendi üzerimden kazandığım paranın hepsini kumarda kaybedip beş parasız kalmışım. Meyhaneye olan borcumu ödeyecek gücüm kalmamış, akabinde meyhaneciden de dayak yemişim. İşte tam o gün sigaradan sonra, içkiye ve kumara da tövbe etmişim.

1991
Üç yaşıma geldiğimde, temiz bir hayat sürüyorken kafayı betona çarpıp yarmışım. Bir sene sonra sünnet olurken düğün davetiyemdeki “erkek oluyorum” lafına sinirlenip, ulan şimdiye kadar ibnemiydik şerefsizler diye vaveylâ etmişim, hadise çıkartmışım. Jandarma beni alıp götürmüş, mapusa girmişim. Ben içerdeyken benim birader doğmuş. Ağır tahrikten üç senede çıkmışım.

1995
Tam o sıralar bizim kahveden arkadaş Mahmut kanıma girmiş, gel okula yazılalım diye. Bakarsın ortam yaparız, sonuçta yedi senedir bu dünyanın tozunu yutmuş adamız demiş. Ben de onun aklına uyup okula yazılmışım.

1997
Gel zaman git zaman üçüncü sınıfa geçmişim. O sene hayatımın hatasını yapıp, herkesin ezberlediği çarpım tablosunu ezberlememiş, “bu iş ezberci eğitimle olmaz” deyip okulu protesto etmişim.

1999
On bir yaşımdayken, sene doksan dokuz, Asha Kalbag isimli bir ablamızın yazdığı Bilgisayardaki Adresiniz Web Sitesi ve Dünyayı Saran Ağ: WWW diye ince iki kitap bulmuşum. Tam da o sene bizim köyde internet kafe açılmış. Lan sanki cebimden mi veriyorum, pederin parası deyip vurmuşum internetin gözüne. Millet Half-Life’tan Fifa99’dan kafayı kaldırmazken ben site yapıcam diye bildiğim bilmediğim ne varsa adeta ota boka tıklamışım.

1999
İlk e-posta adresimi kolaymail isimli düz bir siteden aldığımda tanıdığım e-posta sahibi insan sayısı, suyun donma noktasının sayısal değerine eşitmiş. Daha önce bahsettiğim kitaplardan temel HTML programlama dili öğrenmişim. İnternet kafeci babama “bu çocukta gelecek var” diyerek beni övmüş. Varımı yoğumu kendisine verdiğim için tribünlere oynamış çakal.

1999
O sıralar kendi kendime “ulan beşinci sınıf bitti bitecek ben daha hesap makineli casio saatimle hava atmadım olacak şey değil” deyip sınıf albümü fotoğraf çekimlerinde o saati resmen insanın gözüne sokmuşum. O günün öğleni kız kardeşim doğmuş. Gidip kendisine hâl hatır soracakken, hastanenin kapısında ebemle göz göze gelmişim. Kardeşler olarak üçümüzün de ebesinin aynı kişi olduğunu işte o gün anlamışım.

2000
Orta bir bitince, yaz tatilinde, sanayideki oto elektrikçi Sezai ustanın yanında çalışmaya başlamışım. Bana haftada beş milyon vermiş. O aralar net hatırladığım bir günde ishal olarak işten eve koşup tuvalete üç adım kala sanayi devrimini yapmışım.

2002
Ortaokulu 4,37 gibi amaçsız bir not ortalamasıyla bitirmişim. Bizim köye lise açılınca birileri “süper lise de koyalım içine çeşit olsun” demiş, ben de mütevazi not ortalamamla sıralamaya katılmışım. Sonuçlar açıklanmış ve Süper Lisede okumaya başlamışım. Bir liseye neden süper denir, böyle saçma bir fikri kim kabul etti acaba şeklinde sorgulamalara tam da o sene başlamışım.

2002
Hazırlık sınıfına başladığım gün, ya hu daha Türkçe’yi öğrenemedik, İngilizceyi nasıl öğrenicez, “present tense” nedir “past perfect” nedir, deli olucam deyip isyan etmişim. “Babalara geldik” diye hayıflanmışım. Burak hocamız günde 10 sayfa ödevi bize dayayınca, tıpkı bir William gibi, tıpkı bir Henry gibi öğrenmişim İngilizceyi. Ama Ahmetliğimden Mehmetliğimden zerre kaybetmemişim. Her şey iyi hoşmuş da ilkokul üçüncü sınıfta çarpım tablosunu ezberlemediğimden, gelecek seneden inceden inceye tırsıyormuşum.

2003
Hazırlık sınıfının yaz tatilinde bir veteriner kliniğinde çalışıp para biriktirmişim. O zamanın parasıyla 499 milyon TL’yi Sony Ericsson T630 markalı cep telefonuna yatırarak,
hayatım boyunca yiyeceğim tüm kazıkların açılışını yapmışım.

2003
Lise bir başlamış ve aklıma gelen başıma gelmiş. Matematikten geçemez, bu dersten nefret eder olmuşum. İki tane kıçı kırık site yaptım diye kendimi Bill Gates zannetmişim, ne olursa olsun sayısal okuycam, bilgisayar mühendisi olucam demişim. Gidip onuncu sınıfta sayısal bölümü seçip, hayatımdaki alakasız dönüm noktalarının birincisine imza atarak muhteşem bir öküzlük yapmışım.

2004
Lise hayatım boyunca öğretmen konulu şiir ilçe ikinciliği, hızlı klavye kullanma yarışması birinciliği gibi gelecekte gurur duyularak anlatılamayacak cinsten enteresan başarılar kazanmışım. Okulda kendi çapımızda Shartell diye bir müzik grubu, XFEN Catapults diye bir basketbol takımı kurmuşuz.

2005
Lise sona geçtiğimde imana gelip namaza başlamışım. Bu arada ÖSYM sınav sistemini değiştirince ettiğim küfürler kazandığım sevapları götürmüş, hatta borçlu çıkmışım. Kendi kendime “oğlum Sezer, bilgisayar mühendisi olucam diye bunca sene yedin milleti, şimdi nah olursun” demişim. Felsefe okumak gibi bir fikre kapılıp, belki daha saçmasını bulursun, az daha bekle diyip, kendi kendime hak vermişim.

2006
Meslekler rehberini karıştırırken, bilgisayar öğretmenliği bölümününün karşısındaki sayısal-1 puan türü ibaresine inanamamışım. Tamam işte, buldum, bilgisayar öğretmeni olucam demişim. O günden sonra sürekli “birinci bölüme” çalışmışım. Zamanında öğrenemediğim matematiği göt korkusundan kısa sürede öğrenmişim.

2006
Birinci bölüme o kadar abanmışım ki EA-1 , SAY-1 , SÖZ-1 puanlarım mezun olduğum dönemin en yüksek puanlarıymış. Olur bu iş deyip 24 tercihin 23’ünü Bilgisayar Öğretmenliği yazmışım. İzmir Hava Harp Okulundan astsubaylık için mülakat davetiyesi gelmiş, “lan yemişim askerliği-polisliği onlar da hayat mı be” deyip büyük konuşmuşum.

2006
O ara Burger King’de çalışmışım, alışveriş merkezinin kapısında insanlara Chicken Royal kampanya kuponu dağıtırken sempatik kişiliğim ve ticari zekâm sayesinde (ben demedim, müdür dedi) satışları %100 arttırıp mağaza müdüründen bir kuru aferin almışım.

2006
Üniversite sonuçları açıklandığında, babalara geldiğimi anlamışım. ÖSYM’den “sizi yerleştiremedik” şeklinde hicivli bir mesaj almışım. Bir sene daha hazırlanmayı göze alamayıp, gözümü karartmışım. Bilgisayar mühendisliğinden, iki yıllık bilgisayar bölümüne kadar düşmüşüm. Babam “2 yıllık bölüme gitme” dese de gidecekmişim.

2006
Ek kontenjan tercihlerimin en başına Gümüşhane Bilgisayar Programcılığı yazmışım. Tercihleri ertesi gün internetten göndereceğim geceymiş ve babam “at antrenörlüğü yazdın mı?” diye sormuş. Hayır demişim. Yaz demiş. Boşver demişim. Yaz demiş, en sona yazmışım. Başa yaz demiş. “Eh arkadaş zaten 1 kişilik kontenjanı var, beni bulmaz ya” deyip yazmışım.
İnternette de biraz araştırınca, lan ne meslekmiş be ayda 3000 dolarla işe başlıyormuşsun deyip gaza gelmişim. Ek kontenjan sonuçları açıklanıp da kazandığımı görünce havalara uçmuşum. Hayatımdaki anlamını bugün dahi sorguladığım, soranlara söylemeye utandığım Kocaeli Üniversitesi At Antrenörlüğü bölümünü böylece kazanmışım.

2006
Kocaeli’ye gittiğim ilk gün, kaldığım yurtta aynı bölümü okuyan arkadaşların anlattıklarından, kazandığım bölümün boktan bi bölüm olduğunu anlamış, kandırıldığımın farkına varmışım. Gel gör ki aileye böyle boktan bir haberi vermek pek de kolay değilmiş. Bir sene boyunca bu gerçeği gizlemişim.

2007
Kocaeli’de part-time iş aramışım, en sonunda bir benzin istasyonunda bahşiş karşılığında araba yıkama işine girmişim. Üç-beş gün iyi para kazanmışım. Fakat bayram tatili dönüşü, tatili biraz (18 gün kadar) uzattığım için yetkililer tarafından kibarca kovulmuşum.

2007
Artık okul durumunu aileye yavaş yavaş açıp, onları da bu gerçeğe alıştırmışım.
O sene attan düşmüş, başka bir attan tekme yemiş, diğer bir at tarafından da ısırılmışım. Ama yine de atları seviyormuşum. Aynı yıl, hayatımda ilk defa, yaşama şansı %5 olan kritik bir hastaya kan vermişim.

2008
İçimden gelen bir şeyler yazma isteğini karşılamak adına şu anda okuduğun blogu açmışım. At Antrenörlüğünün ikinci yılını da başarıyla bitirip 4 üzerinden 3,13 ortalamayla evime dönmüşüm. Kocaeli’nin bana kazandırdığı en güzel şey, İstanbul – Kocaeli arasında, şehirlerarası otobüste tanıştığım güzel bir kız olmuş.

2008
İşsiz kelimesinin sadece bir hakaret olmadığını, hayatın acımasız bir gerçeği olduğunu tam 20 yaşımda öğrenmişim. Bu haldeyken ailemin maddi sıkıntıda olması benim için hayatı çekilmez hale getirmiş. Uzun dönem askerlik yapmamak için açıköğretim işletme fakültesine dikey geçiş yapmışım. Beğenmediğim iki meslekten biri üzerine eğitim veren resmi bir okulun sınavlarına bir ay içinde hazırlanmışım, çaresizliğin bana vermiş olduğu yetkiye dayanarak sınırlarımı zorlamış ve o sınavı kazanmışım. Bu tür sınavlardan dayınız olmadan da geçilebildiğini tecrübe etmişim. Rotamı 2 seneliğine İstanbul’dan Malatya’ya çevirmişim.

2010
Tam her şey ne kadar güzel gidiyor, hayatımız sonunda yoluna girecek derken, gecenin üçünde gelen bir telefonla, ondan bin kilometre uzaktayken canım babamı kaybettiğimi öğrenmişim. “Bir erkeğin doğumu babasının ölümüyle başlar” derler, çok doğru. Hayatım bu noktada yeniden başlamış. Artık iki kardeşimin sadece abisi değilmişim.

2010
Bir üstteki paragraftan önce okuduklarınızı yazan neşeli Sezer’i büyük oranda kaybetmişim. “Ölüm bir eve girince sağ kalanları da biraz öldürüyor” demiş Peyami Safa. Bu söz on kitabın anlatamayacağını anlatır bana. Fakat tümüyle hayata küsmek olmaz, metanetli davranıp içinde bulunduğum duruma şükretmişim. Kelimeler Benim Blog’la Blog Ödülleri‘nde kişisel kategoride üçüncü olmuşum. Hattâ hiç beklemediğim halde, Altın Örümcek‘te de ikinciliğe layık görülmüşüm.

2010
Kim kan vermek ister sorusu karşısında efelik yapıp ben demişim. Gittiğim hastanede vereceğim şeyin kan değil, trombosit olduğunu öğrenince pek bozuntuya vermeden hortum altına yatmışım. Hayatımda ilk defa orada bayılmışım. Aynı yıl “adam olup”, doğduğum yerde, İstanbul’da para kazanmaya başlamışım.

2011
Üç yıl önce dikey geçişle kaydolduğum açıköğretimi uzatmalara kalmadan bitirmişim. Kağıttan kalın, kartondan ince, mühürlü belgelerimin arasına, üzerinde İşletme Fakültesi yazılı bir yenisini eklemişim. Açıköğretim denilen şeyin çalışmadan da geçilebileceğini keşfedince gelecek nesillere konuyla ilgili, az daha uzun olsa dünya klasikleri arasına girebilecek bir eser bırakmışım.

2011
Tuzlu kahveyi de içip, at-avrat-silah üçlemesini resmen tamamlamışım. Sekiz beş insanı olmanın verdiği monotonluğun da yardımıyla iki monitör karşısında oturmaktan bürosite yapışmış bir götün ve kendi klasmanında iddialı sayılabilecek minik bir göbeğin sahibi olmuşum. İş icabı da olsa hayatımda ilk defa otelde, hem de beş yıldızlı otelde kalmışım. Tam o sıralar Hürriyet’in düzenlediği Bumerang Ödülleri‘nde En Tarz Blog kategorisinde ikinci seçilmişim.

2013
1400 Sene önce gelen mesajı okumak için çeyrek asır beklemek yeter deyip, haftada bir yaptığım şeyi haftada 35 defa yapmaya başlamışım. Bir dürbün alıp, çok sevdiğim gökyüzü ve yıldızlara biraz daha yakınlaşmışım. Beş sene önce şehirlerarası otobüste tanıştığım o kızla evlenmişim. Balayı sebebiyle İspanya ve Portekiz’e giderek hayatımda ilk defa yurt dışına çıkmışım. Barcelona, Madrid, Santiago, Lizbon gibi şehirlerde medeniyet dedikleri tek dişi kalmış canavarla tanışmış ve memnun olmuşum. Aynı yıl, Balkan göçmeni olan eşimin asıl memleketi Bulgaristan’a gidip, aldığım Shengen vizesinin dibini sıyırmışım. Daha güzel blog yazabilmek için Anadolu Üniversitesi’nin Medya ve İletişim bölümünde okumaya başlamışım.

2014
Dört sene İstanbul’da çalıştıktan sonra, biraz da doğuda çalış diyen devlete eyvallah demişim. Van Gölü ve Süphan Dağı’na bakan bir daire tutup, eşyaları kamyona yükleyip, hanımı da koluma takıp yola koyulmuşum. Gökyüzüne biraz daha yakınlaşmak için çocukluğumdan beri hayalim olan o teleskopu satın almışım. Babasız kaldıktan dört buçuk sene sonra, birinin babası olacağımı öğrenmişim.

2015
Gönlümdeki işi yapamıyor olsam da yaptığım iş dahilinde bilgisayar ve internet ile ilgili bir bölümde çalışmaya başlamışım. İlk arabamı alıp o arabayla hastaneye gitmişim. Hastanedeki ultrason ekranında bir pipi görmüşüm. Eve döndüğümde Medya ve İletişim bölümünden, biri yüksek olmak üzere her dönem için bir, toplamda dört Onur Belgesiyle mezun olduğumu fark edip dördüncü diplomamı da evin şu anda hatırlayamadığım bir yerine sokmuşum. Blog yazmanın güzel bir şey olduğuna yürekten inanıp, bu konuda yetenekli olduğuna inandığım arkadaşlarıma öncülük ederek dakika.org isimli çok yazarlı blogu açmışım.

2015
Sıcak bir Haziran günü, oğlumun kulağına ezan okumuşum. Sarılık denilen hastalık hakkında çocuk doktorlarıyla tartışacak kadar çok şey öğrenmiş ve çok şükür öğrendiklerimi kısa süre sonra unutmuşum. Aldığım fotoğraf makinesinin kullanma kılavuzu hoşuma gitmeyince Anadolu Üniversitesi Fotoğrafçılık ve Kameramanlık bölümüne başlamışım. Van Gölü’ne ayaklarımı sokmuş, Ağrı ve Iğdır’ın havasını solumuş, İstanbul’un özlenmeyi hak eden bir şehir olduğuna yürekten inanmışım.

2016

Yazar Hakkında | Sezer İltekin

20. Yüzyılın 88'inci Temmuzu'nda İstanbul'a ayak bastı. Pazarlarda domates - biber, düğünlerde pamuk şeker sattı. Süper liseye girip İngilizce öğrendi. Bilgisayar mühendisi olmak istedi, at antrenörü oldu. Açıköğretim İşletme mezunluğu, Medya ve İletişim öğrenciliği konusunda tecrübeli. 2008'den beri buralarda blog yazıyor ve karnı sizin vergilerinizle doyuyor. Daha fazlası için: Ben Neymişim »

184 Yorum

  • Devre yazın süper olmuş=)giriş kısmına bayıldım özelikkle=)hayatını roman gibi anlatmanda güzel olmuş.çok sürükleyibi bea:):)

  • Çok iyi yazmışın çawuş ! Saçmalamak da nerden çıktı ! Biladere seLamLar… (TövbeLer oLsun..) :D

  • ayyy hayatım süper olmuşşşşşş ;))) başta uzun diye okumaktan çekindim biraz açıkçası biliyosun beni ama bitince AAA yaptım :) en güzeli de 2007ymişşş :P :) :***…

  • Benimle ilgili iletişim bilgilerine sayfanın en altındaki iletişim bağlantısıyla karşınıza gelecek iletişim formu altındaki Detaylı İletişim Bilgileri linkine tıklayarak, ya da buraya tıklarak ulaşabilirsiniz…

  • Başından geçenleri dobra dobra anlatmışsın tebrik ederim.Yazı gerçekten güzel olmuş.Ayrıca İnsanın kendi hayatından da bir şeyler bulduğu güzel bir yazı olmuş…

  • Herkes hayat hikayesini yazsa roman olur diye düşünür ama o kadar hayat vardır ki… bu düşünceye sahip olanlar hayat hikayesi dalında nobel ödülünü hayat kadınlarının alacağını düşünmezler. Senin hayat hikayeni beğendim dostum :)

    • sezer kardeşim şuan iş esnası bloğun dikkatimi çekti hızlıca selam vereyim dedim ama bi ara çayını içmeyede geleceğim.Kafama takılan 2 soru var, işinden bahsetmemişssin, vergilerimizle doyuyosun da memur musun? ne iş yapıyorsun birader?Buna bağlı olarak yazından maddi sıkıntı yaşayan bir ailenin çocuğu olduğunu anladım,sonrasında ne olduda Avrupa seyahatine çıkacak kadar zenginleştin parayı nerden buldun, :D
      Senle ben aynıyız la, süper lise okumasından,ozamanlar ki çağlarda web site yapmasına kadar… Ben halen tam İngilizceyi öğrenemedim ama. 2.soru Kocaeli -İstanbul otobüsüne binsem bende evleneceğim hatuna denk gelirmiyim.Teşekkürler

      • Birinci sorunun cevabı evet. Diğer sorunun cevabı şu şekilde: Evet, varlıklı bir ailede büyümedim fakat bir şekilde meslek sahibi olup belli bir gelire sahip oldum çok şükür. Avrupa seyahati ise düşündüğünüz kadar pahalı bir etkinlik olmadı. Evlendikten sonra balayı yerine gittik yurtdışına ve Antalya gibi bir yerde yapacağımız tatilden daha ucuza geldi. 2. Sorunun cevabı da “kısmet” :)

  • İyi bir mizah yazısı olmuş. Sitede çok hoş olmuş çok sade bir temadan çok iyi iş çıkartmışsınız tebrikler..

  • Gerçekten çok sürükleyici bir yazı olmuş,ne kadar zor aşmalardan geçmişssin ,buda hayata karşı çok güçlü olduğunu gösteriyor ama en güzelide hayatının aşkını bulman …hayatının devamını yazman dileği ile arkdaşım …

  • bir kitap bile yazabilirsin… sen farkında olsanda olmasanda herkes senin metanetine gıbta ile bakıyor… yazılacak daha çoooook şeyler var…

  • merhaba ben uykusuzdan x kişisi , bizimle çalışmak istermisin demek isterdim ama , hayatımda bir kere uykusuz alıp okumuşluğum yok , o yüzden üzgünüm beybi :)
    birşeyler demek istiyorum , üsttekileri hor görürcesine ,
    çok fena yazıyosun(egolar şişsin biraz, bırak bırak şişsin accık), harika bir anlatımın var , bundan sonra bir izleyicin daha var , tebrikler , devam , bilhassa kişisel yazılara devam.
    patladımı egolar , oh oh iyidir

  • “Demekki Altın Örümcek gibi prestijli bir ödülü almak için kusursuz olmak gerekmiyormuş” dedirtiyorsun insana. Astronot falan bekliyordum ben açarken (: Tebrikler. Başarılarının devamını dilerim.

  • Sen öyle bir insansın ki her ne kadar buradaki”Kelimeler Benim” olsada kelimelerim yetmiyor kelime hazinem yetersiz kalıyor be….ellerine yüreğine kalbine sağlık……

  • Roman gibi okudum gece gece ılac gıbı geldı can sıkıntısından :D helal valla basarıların devamını dılerim :P

  • çok güzel akıcı bir yazı ilk defa bir blogdan bu kadar uzun bir yazı okudum sanırsam :)
    Başarılar …

  • 16 yaşındayım ve yaşadıklarımız çok benzer :) Sadece ben senden daha hızlı yaşıyorum o kadar . :D (Premium aldım)- (Espiri kötüyse onaylarken sil :D )Bundan sonra bende takipçinim . Belki aynı şeyleri yaşamaya devam ederiz he ? :P ama ben biraz hızlı yaşadığım için Çok erken öleceğim galiba :(

  • Hocam ne hayat hikayesiymiş be! Başından sonuna kadar sıkılmadan, hatta bazı kısımlarında yarılarak, hatta daha da ileri gidip abimi ayıktırıp, müziği kıs bi dakka deyip, bağıra bağıra kahkaha ata ata okudum :D(lol)

    “Bir erkeğin doğumu babasının ölümüyle başlar” kısmı beni alıp götürdü çünkü benim hayatım da başlamış durumda.

    At antrenörlüğü kısmı beni oldukça güldürdü çünkü aynı durumda olan kanka diye tabir ettiğim bi dostum var. Enteresan tarafı da o da işletme adlı bölüme balıklama daldı şu an :D

    Teknoloji acayip şey! Ne arıyodum lan ben?
    Delicious linklerini düzenliyodum sanırım. Ordan Sorbize diye kaydettiğim siteye dalmışım. Sonra o site’nin kurucusu’nun sevgilisi’nin sitesi’ne dalmışım. Sitenin altıda “112 kişi yorum mu yazmış? ahaha :) inanmaam..” cümlesine gülüp php olup olmadığına bakmışım. Sonra hayat hikayesini anlatan makaleyi görmüşüm – benim cümleler de makaleden etkilenmiş – (normale dönelim)

    Yorumlara bakarken güzel bi elma resmi gözüme çarpı (grafikeriz ya hani) Bu kimmiş dedim ve okudum yorumu. Kelimeler Benim yazısına baktığımda linki gördüm ve meraklanıp daldım. Bi baktım bu hayat hikayesini de okumaya başlamışım :)

    Benzerlikleri görünce dayanamayıp yazdım :)
    O siteleri iyi ki gezmişim :)
    Umarım hayat daha güzel olur bizler için.
    İnşallah yani :)

    Saygılar, başarılar…

  • dostum r10dan girmişim bloguna. öyle geziniyordum. baktım sen neymişsin diye. sürüyleyici bir yazıydı. okudum ve çok beğendim. Gerçekten kelimeler sizinmiş. Babanız içinde başınız sağ olsun. Allah’tan rahmet diliyorum.

  • Aynı şekilde bende, r10 dan tesadüfen (tesadüflere inanmam ama yazıcak başka kelime bulamadım) girdim sitene. Sitenin sağ tarafında küçük bir biyografi mi denir tam emin değilim, yazıyı görünce devam edip okumaya koyuldum. Gerçekten güzel bir yazı olmuş. Eline sağlık.

  • Aylar sonra ilk kez bu kadar sürükleyici bir yazı okudum. :D

    Kendini süper anlatmışsın adeta bir roman okuyor gibi hissettim.

    İş ve aşk hayatında başarılar. :)

  • @ThornDike;

    Aslında amacım daha kısa ve özet bir “hakkında” yazısı yazmaktı. Gece vakti zaman çabuk geçer ya, bir oturdum başına, 3-4 saat aralıksız yazdım galiba. Böyle doğaçlama bir şey oldu :)

  • Tebrik ederim, gerçekten zor bir hayat. Önce uzun diye tamamını okumayacaktım ama çok güzel yazmışsın, hepsini okudum. :)

    Teşekkürler.

  • Sonuna kadar okudum başlarda çok güzel gidiyordu. Ama bir süre sonra “muşu-mişim” eklerine sinir olduğumu fark ettim. Bu yüzden onları “dum-dim” olarak algılayıp öyle okumuşum :D :D

  • Merhaba öncelikle okurken beğendiğim ve bitirmek için sona yaklaşırken üzüldüğüm babanı rahmetle anarken; başın saolsun diyip bumerang ödülleri dahil bundan sonraki yaşamında pek çok ödüle bileğinin hakkıyla kazanman dileğimle…

    saygılarımla asksizajan.

  • ve ben bunları okuyup duygulanmısım canım kardeşim yüreğine sağlık yetiş bacın seda ablan:) hep dualarıyla yanında 2011 -2012-2013…….vs ye daha güzel anıları yazman dileğiyle.

  • R10’dan gelen kavmin içindeyim. Merak edip imzanda ki bloğuna tıkladım. Kimmiş bu razor0013 diye bakarken sürükleyici bir romanın içinde buldum kendimi. Babanın kara haberini öğrendiğin günü okuyunca da sehpaya bir yumruk atıverdim.Üzüldüm.

    Kim olduğunu öğrenmenin verdiği mutlulukla sitenden ayrılıyorum.
    Hayatının geri kalan kısmında başarılar dilerim.

  • merhaba arifin mençistira attığı gölü arıyordum buraya geldim :)

    enteresan bir biçimde ölüm,doğum olayları,2 yıllık durumun,işletme fakültesi mevzun benim hayatımdan bir kesit aşırı derecede benzer hayatlar yaşamışız ancak ben bu kadar güzel anlatamazdım herhalde senin güzel bir roman yazabileceğini düşünüyorum bir murat menteş ışığı var bence eğer yazarsan kapak resmin benden çok profesyonel bir şey bekleme amatör karikatür…
    Allah’a emanet ol yüzünden gülücük,gözünden hayal,telefonundan kontör,arabandan levyeyi eksik etme…

  • :) Nette gördüğüm en değişik hayat hikayesi. Allah cümlemizin yardımcısı olsun. Bu blogun sahibi olmak bile mutluluktur senin için! Tebrikler!

  • Bir Çok Arkadaş Gibi Benimde Hoşuma Gitti Yazın Anlatım Şeklin Tebrik Ederim Hem Tarzını Hemde Hayatında Olup Bitenleri Kısada Olsa Yazıya Dökmüşsün. Baban İçinde Üzüldüm ALLAH Rahmet Eylesin Mekanı Cennet Olsun. Başarılarının Devamını Dilerim ki Eminim Devam Edeceğini Sağlıkla Mutlulukla Kal..

  • Hayat nereye götürürse oraya doğru yolculuk yapıyoruz ve bu hikaye ile doğruluğunu bir kez daha kanıtladım kendime.Ödül sahibi olmanız çok gurur verici,okuduğum kadarıyla herkesin bu blogu nereden bulduğu konu olmuş,bende söyleyeyim o halde bumeranga blogum ile kayıt olmaya çalışırken gördüm:) Çok başarılı,tebrik ederim!gizemligunlere.blogspot.com

  • önceden lise arkadaşların ile ilgili yaptığın yorumu silmişsin. İlk gördüğümde çok ayıplamıştım. Neyse en azından silmişsin

  • Sildim evet, böyle bir yazının içinde hoş olmadı. Ama o kelimeleri buradan silmiş olmam, o insanların birer şerefsiz olduğu gerçeğini değiştirmez. Sen benim kimden ya da kimlerden bahsettiğimi çok iyi biliyorsun. Ama bilmediğin şeyler de var.

  • Açıkcası tam olarak tam olarak kimden veya kimlerden bahsettiğini bilmiyorum.Neyse önemli değil .Blogundaki birçok yazıyı da okudum. Çok güzel yazılar yazmışsın. Düşüncelerini mizahi bir dille aktarıp göstermen herkesin yapabileceği birşey değil.Başarıların devamını dilerim

  • Blogunu gezerken nereden geldiğimi bile unuttum. :) at antrenörlüğü
    ile ilgili 4 sekme wmaracı ile ilgili 2 sekme açık bir o kadar da garip
    yer.. Face i açtım sayfanı beğendim vs. İlk defa bir blogda bu kadar
    vakit geçirip yazı okuyorum sanırım ve de yorum yapıyorum.. :)

    Sen yazdıkça takip etmeye devam edeceğim yaşıttaşım :)

    Ha bir de iki saattir yorum girmeye çalışıyorum neymiş disqus temporarily maintance mış hay delireceğim. :D
    hah tamam oldu :) 1 saat sonra döndüm ve yorumumu yapıyorum şimdi gerçi pek birşey yazmamışım sanırım :D

  • Merhaba Ömür;
    Yorumun beni çok memnun etti. Hiç hesapta yokken gelip yazılarımı okuman ve takipte kalmaya karar vermen çok güzel bir şey benim için. Yazılarımın altında her zaman yorumlarını görmek isterim.

  • İyi ki de susmuşsun şekerim, konuşarak başlasaydın ne olurdun beya :)) Keyifli kelimeler için teşekkür edecektim.

  • Hocam ben bu kadar güzel bir hakkımda sayfası ve bu kadar güzel bir bloğa 6 senelik wm liğimde rastlamadım. Raslamamda , başarılarınızın dewamını dilerim. İyi bloglamalar,,,

  • Merhaba, keyifli yazınızı bir solukta okudum :) Hayatı bu denli esprili anlatmak gerçekten çok hoş. Sizin gibi bilgisayar ve gökyüzü meraklısı 15 yaşındaki kızım geldi aklıma. Yazınızı onada okutmayı düşünüyorum.:) Her şey gönlünüzce olsun. Sevgiler..

  • Sezer kardeş ilk defa böyle uzun, özgün, samimi bir hakkımda sayfası okudum. Sanıyorum bu okuduğum hakkımda sayfası uzunluğunun 5 katı kadar uzunlukta olsaydı yine okuyacaktım. Kardeş sanırım roman yazma işine el atsan bayağı bi sürükleyici yazılar çıkarırsın ortaya. Tebrik ediyorum. Başarı ve kolaylıklar diliyorum.

    • Selamlar Tolga. Yorumun için çok teşekkür ederim, güzel bakan güzel görür. Roman yazabilecek kapasiteye sahip değilim ama ara ara kısa hikayeler yazıyorum. Sağ tarafta bulunan konular bölümünde “Hikaye” kategorisine tıklayarak onları listeleyebilirsin.

  • Selamın Aleyküm. Çok başarılı akıcı bir yazı olmuş ellerinize sağlık çok beğendim. Bana bir çok şey öğretti bu yazınız. Bende 2011 de doğdum. Ve en büyük hayalim yazılım mühendislisliği. Belkide herşeyimi bunun uğruna harcıyorum. Zamanımı aklımı gençliğimi. Yazınız bana hayatın her zaman istediğimiz gibi gitmeyeceğini kendi cilvelerinin olacağını ve bunlara hazır olmam gerektiğini öğretti. Hayatının daima güzel olmasını dilerim insaallah hayırlı bir evladın olur. Selametle..

    • Aleyküm selam kardeşim. Güzel yorumun için çok teşekkür ederim. İnşallah amacına ulaşır ve başarılı bir yazılım mühendisi olursun. Sanırım doğum tarihini yanlış yazmışsın. 2001 yazacaktın sanırım. Yazılarımın altında her zaman yorumlarını görmek isterim.

  • İnsAllah duanız için teşekkur ederim. Doğum tarihim doğru, yazdığınız üzere; bir erkeğin doğumu babasının ölümüyle başlar, kimlikte doğum tarihim 96 ama asıl doğumum 2011 de olmuş.. Bir çok yaşadıklarınız yaşadıklarımla örtüşüyor takip etmeye devam edeceğim dualarımın arasınada temiz kalpli bir ağabeyimi ekleyeceğim başarılara doymamanız dileğiyle. Hayata her zaman gülümseyin, insAllah yolda gelen yeğenimizde cennet’e çicek olarak yetişir.. :)

  • Ben bu sayfayı daha önceden 2 kez okumuş (farklı tarihlerde) fakat yorum yapmamışım. Bu üçüncü okuyuşum ve artık bir yorumu hakkettiğine inanıyorum (Ne kadar kıymetli yorumum varsa artık)

    Velhasıl: Hayatımda okuduğum en güzel ve en akıcı HAKKIMDA sayfası olduğunu itiraf etmeliyim. Sahip olduğum bloğun kravatını çözüp kafasına bağladıktan sonra mizahın dibine dibine vurma hayalim için tetikleyici öğelerden biri olduğunu da belirtmeliyim. (Ne şatafatlı cümle kurdum be)

    Velhasıl: Tebrik ederim kardeşim. İyi bloglar

    • Güzel yorumun için teşekkür ederim dostum. Ben de yıllardır bu yorumu bekliyordum :) Şaka bir yana keşke her okuyan kısa da olsa bir yorum yapsa, ne güzel olurdu değil mi?

  • Hakkımda yazınızı okuduktan sonra yüzümde bir tebessümle sayfadan ayrılacaktım ki yorumların en altında ” keşke her okuyan kısa da olsa bir yorum yapsa” dileğinizi görünce dayanamadım; ben de bir yorumla sizi zarif tarzınız için tebrik etmek ve yüzümdeki tebessüm için de bir teşekkür etmek istedim. Selametle..

  • Sezer abi, bir bloga girdiğim zaman önce bir yazısını okur; sonra hakkında sayfasını okurum. Ve senin blogunda hayran olduğum en büyük şey bu sayfan oldu. Bu kadar uzun ama bu kadar akıcı bir hakkımda sayfasını gördüğümü hiç sanmıyorum. Bu blogu senelerdir nasıl görmemişim hayret ediyorum ve kendime biraz kızıyorum ! Kaç kere girdim ama okumadan çıktım onu hatırladım. Bundan dolayı kendime biraz kızdım işte. Ama harika bir blog yazarısın abi. Yaratıcı konuların yaratıcı sayfan var. Tekrar tekrar söylüyorum bu hakkımda sayfan beni çok çok çok etkiledi. Babanın başı sağ olsun, mekanı cennet olsun ve babanı göremediğin yıllardan sonra baba oluyorsun hayırlı olsun :) Çocuğun muhtemelen çok şanslı olacak ama bence okumayı söktüğü gibi ona bloggerlığı öğret ki belki o da babasından ilham alıp güzel bloglar açar :D Bu sayfayı yazdığın için sana teşekkür ederim.

  • Merhaba Sezer,
    Hayat savaşında komutansız kalsan da ben bu sayfanı okuduğum da komutan olduğunu gördüm. Allah babanızın mekanını cennet eylesin. Blog sitenizin başarılarının devamı gelmiş,gelecektir de.. Sizi canı gönülden tebrik ediyorum.

    Saygılarımı sunarım.

  • Hepsini zevkle okudum. Yüreğinize sağlık, Allah analı babalı büyümeyi ve hayırlı evlat olmayı nasip etsin.

  • selam’ün aleyküm

    aof öğrencisi olarak 10 altın kuralını öğrenme yolunda hayat tecrübeni okumuş kişilerden biri olarak hayatta güzel şeylerin başlangıcının sıkıcı durumların sonunda gerçekleştiğinin ıspatına birkez daha şahit olmuş durumdayım.

    Kendime büyük ders çıkardım durumumuz aşağı yukarı aynı baban için ALLAH’tan rahmet diliyorum zor bi durum ve Baba olacağın için de seni tebrik ediyorum.

    Senin gibi şu anda bende okumak için çalışmak zorundayım ve okadar aksilikler çıktı ki nasıl başarabilirim konusunda kendimi motive etmek istiyorum.10 kuralına baktım da acaba bu giyisi benim vucuda oturacak mı :) Bende Beat meaker olmak isterken şimdi mermer fabrikasında slim makinesine 10 saat boyunca 7.5 kiloluk mermer veriyorum özetle 30 tonluk bir yük ellerimden geçiyor.Biliyorum bi yerde zorluk var ise sonunda mutluluk da vardır.Ya kendimi kandırıyorsam ya bende bi halt olmayacaksa :D ulan boşa umut mu verip kendimi avutuyorum konusunda tereddütlerim var.İşteyken öyle bir okuma hevesi var ki sınava soksalar oxford u kazanırım ama eve gelince o yorgunlukla yemek tüketmek bile zor gelebiliyor.Fakat istersek niye olmasın (tam bir şizofreni vakası :D )

    hayat hikayeni mükemmel bir şekilde anlatmıssın şahsen bana umut oldu 10 altın kuralda bir nebze de olsa bana rehber oldu.Böyle yararlı birşey için sana tşk ediyorum unutmayalım İNSANLARIN EN HAYIRLISI İNSANA FAYDALI OLANDIR.

  • Sevgili Sezer Kardeşim,

    Yazılarını arada takip etme şansım olsa da bugün ilk defa detayları ile hayatını okumak hem keyif verdi hem de bir solukta bitirdim. Az çok bilirsin öyle uzun yazıları okumayı pek sevmem ama güzel anlatım okumaya sürükledi. Sadece hayatında hiç yerimiz yokmuş bunu öğrendim 🙄 Önemli değil kardeşimsin her daim.

  • Harikaa :)) Aģzım kulaklarımda okudum. Herkesin bi hikayesi var tabi ama maģrifet böyle renkli anlatabilmekte . . Başarılarınızın devamını dilerim :)

  • Aof sınavlarına nasıl calisilir diye google amcaya sordum sizin yazınızı okudum oradan bloğunuza kısaca göz attım sonra bi baktım aofden ders çalışmaktan derken. Bi anda yazılarınızı okurken buldum kendimi :) çok güzel yazmissiniz Ellerinize hayal gücünüze fikirlerinize sağlık
    Oğlunuz için de Allah sağlık sihhat versin

  • Her şerde bir hayır ve her hayırda birde şer olduğunun bilincinde olmak kadar güzel bir şey yok Abi. ALLAH gönlüne göre versin , ALLAH analı babalı büyütmenizi nasip etsin. ALLAH ın selamı rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

  • Olay budur ya vereyim ayari da hangi isimi once yapacagimi sasirdigim bu gunlerde keyifle alayim sinavlari ;-) Tecrube konusur dememis adam. yalniz su kapiyi terten nasil acariz diye dusunmeden hic gecemeyen bir milletiz.
    Arkadasimizin taktigini dusunuyordum simdi artik dagitirm bu durumda ama biraz gec te olmus sanki 7 yariyildayim geriye kalmis sekiz. Amma avanak misim desene. Yaza sonuclari bildiririm bakalim ne haldeyim. Hop kactim ben…

  • Google’da yaptığım bir aramadan nerelere geldim. Neyi aradığımı bile unuttum :)
    Harika bir anlatım ve üslup çok beğendim, bir hayat ancak bu kadar güzel anlatılırdı. Bundan sonra en sıkı takipçilerinden biri olacağıma eminim. Başarılar diliyorum yolun açık olsun ;)

  • Sayısız blog gezdim sayısız hakkımda yazısı okudum desem mübalağa etmiş olmam. Fakat gerçekten ilk defa bu kadar samimi nüktedan ve bir o kadarda okuması keyifli bir hakkımda yazısı okumadım. Azminiz ve emeğiniz takdire şayan. Örnek aldığım blog yazarlarındansınız. Çalışmalarınız da başarılar, saygılar.

  • Baba bana bunlarla gelin yaw. Gerçek anlam da blok yazılarını severim. Bu da onlardan biri olmuş. Ağrıdan sevgiler. Ailenizede sağlık sıhhat inşallah

  • Helal olsun çok süper bir yazı. Cidden yetenek gerektiren bir şey bu şekilde renkli bir anlatımla hayatı yazabilmek. Bloğunuzu bulmam çok ilginç Wpmavi.com dan hızlı adamın bloğunu buldum oradanda sizin bloğunuzu buldum. ve artık takipçinizim. Bunu belirtmek istedim.

  • ‘Babasız kaldıktan dört buçuk sene sonra, birinin babası olacağımı öğrenmişim.’ bu cümleyi okuduktan sonra birden gözlerim doldu ve aylar sonra ilk defa ağladım:) Rastlantı sonucu bulduğum sayfanızı artık hep takip ediyorum inşallah…

  • bu yazıyı okuyunca bildiğiniz imrendim. çünkü mesela ben böyle bir yazı yazmaya kalksam, yılları yazıp altını doldurmaya çalışsam, başarısız olurum. ne yapmışım? ne yaşamışım? neyi anlamışım ne zannetmişim kimle tanışmışım? boşluk. kocaman bir boşluk. hiçbir şey yaşamamışım, yaşamıyormuşum sanki. o yüzden, ne güzel ne güzel bu yazı.

  • Kendi hayatımızı kaleme döküp daha sonra okumanın yazmanın tembelliği bir kenara, bu açığı sizin hayat hikayenizi okurken eğlenerek dolduruyoruz. :)

  • Kelimeler benim demekle haklı bir iş yaptığınizi gordum bu yazınizda, her kelimeyi öyle yerli yerinde kullanmışsınız ki ortaya da böyle güzel bir yazı çıkıvermis :) tebrik ediyorum, yüreğinize sağlık :)

  • Yorumlarınızda keşke her okuyan kısacıkta olsa yorum yapsa yazdığınızı gördüm, fikirleri umursayan ve hemen hemen her yoruma cevap veren nadir blog yazarlarındansınız. İçtensiniz,bizdensiniz.
    Daima yazmanızı, sizden sonra gelecek olanlara güzel örnekler bırakmanızı diliyorum. Hayatımda da ilk defa bu kadar kibar konuşuyorum :) Başarılarınızın devamını dilerim klişesi ile yorumumu bitiriyorum.. Hoşçakalın.

  • Kısacık hayat diliminize bukadar girişimleri sığdırabilmek bizlerle paylaşmış olmak nekadar kendinizle barışık özgüveni yüksek birisi olduğunuzu düşünme ve tebessüm sebebimdir.Başarılar dilerim hayatın her aşamasında..sadece erkek çocuklar için; babasının ölmüş olması onun tekrar doğma sebebi değildir cinsiyet mevzu değil böyle bir durumda sağlıcakla kalınız.

  • Phantom 4 araştırırken sizin DRONE MERAKIM ÜZERİNE UZUN BİR YAZI sayfanız cıktı karşıma ve sonuna kadar okudum çünkü bende de bu ara o kadar çok istek varki phantom 4e karşı anlatamam kelimelerle, umarım ikimizde sahip oluruz ilerde kardeşim. Yazı bittıkten sonra HAKKINDA bölümü gözüme çarptı ve onu da sonuna kadar büyük bi zevkle okudum. O da yetmedi yorumların bile nerdeyse tamamını bitirecektim :-)
    Başarılarının devamını dilerim kardeşim selametle…

  • 35 yaşımdan sonra açıköğretim okunmaya karar verdim. İnternetten ek kitapla mı yoksa ders kitaplarıyla mı çalışmalıyım diye araştırma yaparken sizin bloğu buldum. Bilgiler için teşekkürler. Halen ders kitabıyla çalışmazsam geçemem diye bir korku var içimde. Eşim bana boşa okuyorsun bitiremezsin diyor o yüzden de bitirmem gerekiyor baskısı var üzerimde..

  • Gerçekten hoş bir yazı olmuş ve sürekli her yıl güncellenebilecek formda olması beni de iştahlandırdı. Bende yapayım diyorum ama dünkü kahvaltımı hatırlamazken seneler öncesine nasıl gideceğim? :)

  • Ben neymişim yazısını sonuna kadar okudum hatta yorumlara bile tek tek göz attım, cidden çok iyi :)

  • Merhabalar… nerden nereye😊😊😊

    Bende AÖF 1.Sınıfım açıköğretimde kendi başına çalışmak baya zormuş. Netten bi bakayım püf noktalar bulurum derken seni buldum sonra bloguna girdim hikayeni okudum yorumları okudum bi baktım ders çalışma hevesi kaçtı. Neredeyse bi aydır Murat yayınları yardımcı kitabını arıyodum fazla önemsemeyerek arıyodum ama sen bahsedince hemen şimdi tam 14 kıktasiyeyi arayarak kitap sordum hala bulamadım… neyse çenem düştü😊 taktikler için teşekkürler başarılar diliyorum sağlıcakla kal. Urfadan Selamlar😊😊😊

    • Merhaba. Murat yayınları iyidir. İnternetten neden almıyorsunuz? Kapıda ödemeli falan da vardır kredi kartınız yoksa. Benden de Urfa’ya çok çok selamlar :)

  • Tek sorun kapıda ödeme olsa keşke😊😊 bölüm bu yıl açıldığından hiç bişey bulamadım daha😊 ama çıkmış sorular tavsiyeni dinleyerek bi kaç yerden çıkmış soru bankaları alıyorum çok çok çok yardımcı oldun 😊😊😊 takipte kalacağım. Hoşçakalın😊

  • Gayet samimi olmuş ellere saglik.. Dedim 7 sene önce yazilmis halen güncel yorum yapiliyor mu diye. 176 yorum icin taa en aşağı inmek mobil arayüzde bir hayli eziyetli olsa da hem yorum yapıldığını hem de blog yazarı tarafindan cevap verildiglini görmek beni duygu seline boğdu.. Akabinde madem bu güzel zamanlara ortak olduk bir yorum da benden olsun dedim. Kolaylıklar dilerim..

  • 2.üniversiteye başladım. sistem değişmiş, sınava az kalmış. kısa yoldan da olsa mezun olmak için önerilere bakacaktım ki…. paylaşımı sonuna kadar okudum. sınava az kalmış, acil ders çalışmam gerekirken ve püf noktaları ararken!!! neden okudum acaba? :)) Seyfi Dursunoğlu memurken anlattığı hikayelere ve esprilere diğer memurlar işlerini bırakıp (ihmal edip) Dursunoğlunu dinlerlermiş. bu duruma ne diyorsunuz diye sordu spiker. Dursunoğlu: “onlar beni bahane ediyorlar. çalışmak isteyen adam bahane aramaz sorumluluğunu yerine getirir.” diyordu. haklıydı. benim sorumluluğum bu bloğu okumak mıydı? ikilemde kaldım. ama güzel oldu. aöf de böyle anlatsın ;P

  • aslında bloglara yorum yapma gibi bir huyum yoktur lakin bu sefer emeğe saygı olsun istedim :D

  • Şimdiye kadar okuduğum “hakkında” bölümleri içerisinde en fazla etkilendiğim sizinki oldu. Bir şeyleri başardığınız her bir cümlede tebessümüm, kayıp ve üzüntülerinizin bulunduğu kısımlarda da ufak bir sızı eksik olmadı gönlümde.

    Birçok kişiye ilham olabilecek işlerin içerisindesiniz, böyle devam etmeniz dileğiyle.

  • Gerçekten süpersiniz.Hep böyle sürukleyici yazmak istemişimdir ama bu da bir yetenek tabi.Çalışma tekniğinizi de uygulayacağım umarım bende sizin gibi bir başarı elde edebilirim 😊

Yazı hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?