Alain Delon
    Sıla

    .


    Sen de ihale etsene!

    Uzun bir aradan sonra tekrar merhaba. Lidyalılar parayı buldu bulalı ortada dönen bir çark var. “Ver parayı al malı, ver malı al parayı” gibi basit ama aynı zamanda dünyanın en önemli döngüsüne alışveriş diyoruz. Günümüz dünya şartlarında kişisel alışveriş çerçevesinde malın satıldığı yere gidilir, fiyatı sorulur, kriterlerinize cevap veriyorsa mal alınır. Güzel ülkemin yaratıcı insanları her sektörde yaptığı gibi alışveriş kavramını da bambaşka kalıplara sokmuş. Bir arkadaş ihale etsene diye bir site kuruyor, ihtiyacınız olan ne varsa oraya yazıyorsunuz, malın veya hizmetin satıcısı size ulaşıp şu fiyata yaparım diye teklif veriyor. Mesela evinizde küçük bir tadilat işi var. Giriyorsunuz siteye, 10 metrekarelik bir odam var, laciverte boyatmak istiyorum diyorsunuz. İnşaat firmaları da size ulaşıp, o duvarı ben x liraya boyarım, hayır ben y liraya boyarım diyor. İşinize gelirse boyatıyorsunuz. Zaten işin esprisi burada. Fiyatları siz belirliyorsunuz. Olayın belli bir sınırlamasının olmaması da işin en güzel yanı. Sitede en çok aranan hizmetlere cevap verenler bilgisayar şirketleri, temizlik şiketleri, güvenlik şirketleri ve nakliyat şirketleri oluyor. En önemlisini söylemeyi unutuyordum. Bu hizmet tamamen ücretsiz.
    Bence hemen bir göz atın: link


    Ticari kaygıyla blog yazmak

    "Blog yazmaya 2008 yılında başladım. Blog yazmak benim için bir hobi olduğu kadar aynı zamanda yazma isteğimden doğan tatlı bir ihtiyaç..." diye başladığım bir yazım var. Blog yazmanın benim için ifade ettiği anlamı iki kelimeye sığdırmıştım: hobi ve ihtiyaç... Bir süre sonra bu kelimelerin yanına bir yenisi eklendi. Mevcut dünya şartlarında hobi kelimesinin arkasından kendini göstermesi muhtemel olan o kelime; Para. Gerçekten de öyle. İnsanlar hobi amaçlı bir aktivitede başarı sağladıklarında maddi anlamda bir kazanç elde etmek akıllarına ilk düşen fikir oluyor. İstisna olmayı pek beceremem, ben de onlardan biri oldum. İnsanlar yazdıklarımı okumaya başlayıp blogumun değeri teknik bakımdan artınca kendimce bu işten para kazanmanın yollarını aradım. Buldum da. Örneğin, tanıtım yazıları. Birçok tanıtım yazısı yazdım. Orijinal içeriğe önem verdiğim için hazır yazı da almadım, konu üzerinde araştırıp tanıtım metnini kendim yazdım. Bir defasında bir konu hakkında 21 farklı tanıtım yazısı yazıp birini kendi blogumda yayınladım, diğerlerini başka sitelerde yayınlanmak üzere "müşterime" verdim mesela. İşte buradan anlayın blog yazmak üzerine hangi değeri kaybettiğimi. Ya da ben size söyleyeyim. Zamanımı kaybettim.

    Tüm çıkarlardan uzak, maddi ya da teknik değerleri hiçe sayan bloglara girdiğimde gerçek bir blogda olduğumu hissederim. Benimki malesef öyle değil. Üretken olmak, sonrasında okunmak ve beğenilmek size paranın verdiğinden daha fazla haz verir. İşte ben o hazzı kaybettim. Bir arkadaşım, yeni bir yazı yazdım diye heyecanla sayfama girip olması gerekenin yerinde bir tanıtım yazısı görünce gerçekten moralinin bozulduğunu söyledi bana. Kaybedilen, ya da en azından hayal kırıklığına uğratılan bir okurun gözündeki imajınızı geri kazanmanız gerçekten çok zordur.

    Benim yaptığım para için yazmak değil, para kazanmak uğruna yazı yazamamak. Tanıtım yazısı kategorisi altındaki yazılar hariç hiçbir yazımda maddi kaygı duymadım. Yalnız bu tür kazançlar sağlamak, belki 2-3 saatinizi alacak özgün bir yazı yazmak yerine yarım saat uğraşla kazanılacabilecek üç-beş kuruşu size zamanla daha cazip gösterebiliyor. Eğer beni bozmaz diyorsanız bu iş tam size göre. Ama beni fena halde bozdu. Artık ihtiyacım olan şey ticaret kaygısı yerine daha fazla edebiyat saygısı.


    Altın Örümcek'te Finâldeyiz

    Merhaba. Şubat ayında başvuru yaptığım 8.Altın Örümcek organizasyonundan gelen habere göre, Blog kategorisinde ön eleme ve ikinci aşamayı geçerek jüriden en yüksek puan alan ilk 10 site arasına girmiş bulunuyoruz. 2010 yılında Blog Ödülleri ve Altın Klavye yarışmalarında kategori üçüncülüğü almış olan Kelimeler Benim Blog ile Altın Örümcek'te finâlistler arasında yer almak bile benim için gerçekten heyecan verici. Türkiye'nin en prestijli web ödülleri organizasyonu olan Altın Örümcek'te finâl oylaması 48 kişilik seçkin bir ekip tarafından yapılmakla beraber aynı zamanda Halk Oylaması ile de halkın birincisi seçilmektedir. Ne yazık ki Blog kategorisinde final değerlendirmeleri yalnızca Halk Oylaması ile yapılıyor. Diğer kategorilerde olduğu gibi Blog kategorisinde de rakipler göz korkutucu. Zira dokuz rakibimden yedisi profesyonel ajanslar tarafından tasarlanmış çok güçlü sitelerden oluşuyor. KelimelerBenim.com Blog kategorisi içinde Kişisel olan ve Blogger altyapısını kullanan tek blog. Bu sebeple, dereceye girme konusunda şansımızın çok az olduğunu söylemek doğru olur. Umutsuz da değiliz. Sıralamayı sizin oylarınız belirleyecek. Velhasıl, bu defa da oylarınıza talibiz efendim.

    8.Altın Örümcek Blog kategorisi Finâlistleri

    REF ID
    550
    33
    509
    741
    610
    577
    366
    70
    626
    659
    AJANS
    Wanda Digital
    URBSZ | Urban Interactive
    Wanda Digital
    - -
    FGE Danışmanlık
    - -
    Biber Bilişim Teknolojileri
    Sinetif Medya
    - -
    LOWE Tanıtım

    Nasıl oy verebilirim?
    Cep telefonunuzun kısa mesaj bölümüne girip ALTIN yazıp bir boşluk bırakarak oy vermek istediğiniz sitenin referans numarasını (REF ID) yazın 3969'a gönderin.
    KelimelerBenim.com'a oy vermek için örnek kısa mesaj: ALTIN 577
    UYARI: Bu servis ücretlidir. Servis bedeli Turcell için 90 Kuruş, Avea ve Vodafone için 80 Kuruştur. 


    Çok enerji az kilo

    Kilo vermenin en büyük etkenlerinden biri gün içerisinde harcadığımız enerjiyi arttırarak metabolizma çalışma hızını arttırmanızdır. Gündelik hayatta yaptığımız hatalar nedeniyle metabolizma hızımızı yavaşlattığımız için kilo vermek konusunda mevcut olan şansınız düşüyor. Bu da istenmeyen yağların vücutta toplanarak kilo olarak yerleşmesine neden oluyor. Bu yazımızda gün içerisinde enerjinizi arttırarak metabolizma çalışma hızınızı arttırmanın yollarını sunacağım sizlere.

    • Sabahları güne ılık duş ile başlayın. Duş sırasında soğuk su ile bacaklarınızı ve kollarınızı dirseklere kadar yıkayın. Uygulayacağınız bu yöntem ile kan dolaşımınız hızlanır ve gün içersinde daha enerjik olursunuz bu yöntem de zayıflamada önemli rol oynar.
    • Sabah kahvaltılarında buğday veya mısır lifleri içeren gıdalar tüketmeniz gün içerisinde oluşacak açlık hissinizin azalmasını sağlar.
    • Demir eksikliği halsizliğe neden olduğundan günümüzün çoğunu yorgun olarak geçiririz. Vücut yorgunluğu metabolizma hızını azalttığından vücuda alınan gıdalar yağ oluşumuna neden olur. Demir eksikliğini doğal gıdalar ile gidermek için tükettiğiniz gıdaların demir içermesine özen gösterin.
    • Sabah kalktığınızda ilk işiz dışarı çıkmak olsun. Yapılan araştırmalar sonucu doğal gün ışığı beyni uyararak seratonin salgılanmasına ve güne daha enerjik başlanmasını sağlıyor.
    • En önemlisi ise günlük yemek programınızı asla aksatmayın. Ana öğünler arasına mutlaka ara öğünler koyun ve ara öğünlerinizi asla atlamayın.
    • Gün içerisinde enerji dolu olmanız etkili bir bölgesel zayıflama yöntemidir.


    Dört tekerlek tutkusu

    Erkek çocuklarının oyuncak anlayışı dört tekerlek üzerine kurulmuştur. Oyuncak arabalar, kamyonlar, kamyonetler onların en sevdiği oyuncaklardır. Nedendir bilinmez, kız çocukları bu süpersonik oyuncaklara pek ilgi göstermezler. Yetişkinlik öncesi dönemde erkekler babalarının arabalarını kaçırır, yetişkin olup ellerine bir miktar para geçince de her şeyden önce bir araba alırlar. Küçük bir çocukken bir çuval oyuncağım vardı ve takdir edersiniz ki birçoğu çek-bırak ya da kurmalı arabalardı. Şimdi de ne zaman günlük meşgalelerden sıkılıp bir bilgisayar oyunu oynayacak olsam hemen arabalara yönelirim. Flash oyunlar her ne kadar çok detaylı olmayan basit oyunlar olsalar da, bir internet tarayıcısı üzerinden açılıp oynanabilmeleri ve gayet hoş grafik görünümüne sahip olmaları açısından bilgisayar başında uzun zaman geçirenler için en uygun oyunlardır. Tek bir aramayla bir oyun sitesinde araba oyunları kategorisine girip birbirinden güzel oyunlar bulabiliyorsunuz. Siz de benim gibi sadece araba yarışı sevenlerdenseniz arabayarisi.com.tr tam size göre bir yer. Drag, drift, motor ve sokak yarışlarının yanı sıra 4x4 ve Nascar yarışları da oynayabileceğiniz sitede modifiye severler için modifiye oyunları bile bulunuyor. Benim en sevdiğim oyun Sokaktaki Güç. Tavsiye ediyorum...


    Dünyayı kurtarmaca

    Abicim, herkeste bakıyorum bir afra bir tafra, neymiş efendim, küresel ısınma varmış, havalar bir öyle bir böyleymiş. E öyle olacak tabi. Dünya dediğin gezegen de nihayetinde insanoğlunun ve hayvanoğlunun hizmetine sunulmuş bir maldır. Biz hayvanoğlunun hakkını gasp ediyoruz, orası ayrı. Şimdi bir malı nasıl kullanırsan öyle sonuç alırsın, Dünya için de bu geçerli. Sen git edison ampulü kullan, adi naylon torba kullan, suyu babanın suyuymuş gibi kullan, sonra da vay efendim mağdur oluyoruz! Arkadaş, dünya az bile ısınıyor. Su kaynatması lazım normalde. Şimdi size birkaç bilgi vereyim de anlayın ne demek istediğimi.

    Sana desem ki, git iki ağaç dik, dikmeyeceksin biliyorum. En azından vicdanını rahatlat, bak ne diycem: Hani şu tasarruflu ampuller var ya helezon gibi, onlardan kullanırsan yılda 2 ağacın temizleyebileceği kadar karbondioksit salınımını engellemiş oluyorsun. Öteki ampuller, hani akepe ampulü şeklindekiler kullandıkları enerjinin sadece %5'ini gereksinim duyulan ışığa çevirebiliyormuş. Bildiğin ampule para yediriyoruz lan resmen. Bu tasarruflular %25'ini ışığa dönüştürüyormuş yedirdiğimiz enerjinin. Bu duruma aşinayız zaten. Hani "tamam yiyor ama en azından çalışıyor" mantığı var ya o. Hem bundan öncekiler de yemiyor muydu!? Herneyse, bu sayede %80'e varan ama %100'e varamayan enerji tasarrufu sağlayacaksınız işte, fena mı?

    2012'de piyasada klasik ampul bulamayacaksınız bunu da söyleyeyim de sonra bana gelmeyin. Hem bu ampullerin bu kadar yararı var dediysek zararı yok demedik. Bu ampuller ortama ultraviyole ışın yayarak insan sağlığını alenen tehdit ediyormuş. Bizim eski emektar ampuller insan sağlığı için en zararsız ampulmüş. Yani para için sağlığımızı mı satacağız diye sormayın, benim de kafam karıştı. Mum yakın anasını satayım!

    Su tasarruf kartuşu diye birşey var. Takıyorsun çeşmenin ağzına, suyun suyunu sıkıp veriyor sana. Bildiğin fıskiye gibi birşey işte. Bildiğin fıskiye ne işe yarar diye soracak olursanız, bu kartuşlar su tüketimini dakikada 18-22 litreden 5-7 litreye kadar düşürüyormuş. Yüzdesini hesaplayamadım ama bayağı iyi. Bu sayede ne yapmış oluyoruz? Torunlarımızın bize emanet ettiği suyu tasarruflu kullanıyoruz. Hem bize girmiyor, hem gelecek nesillere. Heyt be!