Sosyal Sorumluluk Yaşam

Leyla’dan Sonra Olanlar


Bundan yaklaşık 2 hafta önce Ekşi Sözlük’te bir şeyler okurken sol frame’de gözüme enteresan bir site adı takıldı: Leyla’dan Sonra. Bir insanın Leyla’dan Sonra diye bir site açması için ne yaşamış olması gerekir diye düşündüm sayfa açılana kadar geçen birkaç saniyede. Aşk geldi aklıma hemen. Leyla da öyle sıradan bir ad değildir, Mecnun’u tutup ekler sonuna kim duysa bu adı. Ben de bu yanılgıya düştüm. Meğer tek isteği bir bisiklet olan çok uzaklardaki bir meleğin adıymış Leyla, o yazıyı okuyunca anladım.

Leyla’dan Sonra, 3 Tıbbiye öğrencisinin, hasta çocukların hayallerini gerçeğe çevirmek için hayata geçirdiği bir proje. Bağış toplamıyorlar. Amaçları, kronik hastalığı olup tedavi gören çocukların hayallerine kavuşmalarını sağlamak. Siteye girdiğinizde, hayallerine kavuşmuş çocukların ellerinde en sık gördüğünüz şeyler imzalı formalar mesela. Sitede dolaşırken, şu an yaşadığım şehir olan Van’da bu organizasyon yürütülüyor mu diye şöyle bir göz gezdirdim ve Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin listede olduğunu gördüm. İlk işim isteği olan hasta bir çocuk olup olmadığına bakmak oldu. Çocukların hepsi istedikleri hediyeye kavuşmuştu fakat biri hariç…

muhammed-mahir

Üç yaşındaki Mahir’in o gülen yüzünü gördüm şu sayfada. Mahir kan kanseriymiş ve Bitlis’ten Van’a gelmişler tedavi için. Hastanede annesiyle kalıyormuş. Mahir’in en çok istediği şey beyaz bir akülü arabaymış. Bu sayfayı açtığımda, ilan yayınlanalı 11 gün olmuştu ve e-posta ile iletişime geçtikten sonra herhangi birinin Mahir’in hayalini gerçekleştirmek için bu arkadaşları aramadığını öğrendim. İçim parçalandı ya. Ne demek kan kanseri 3 yaşındaki bir çocuğun istediği 700 – 800 liralık bir akülü arabaya sahip olamaması ya? Lan dünyadaki tüm zenginler ne boka yarıyor oğlum sizin paranız? Dünya üzerinde bir gecede eğlenceye, içmeye – sıçmaya milyonlar harcanırken, bin lira bile etmeyen bir plastik parçasını bu çocuğa nasıl bir sistem çok görüyor böyle? Düşündükçe sinirlendim.

Dedim ki bu araba en kısa zamanda bu çocuğun olacak. Öyle ya da böyle. Kampanya yapıp para toplayacağım, toplayamazsam kendim vereceğim tümünü. Hemen bende kartviziti bulunan Van’daki bir oyuncakçıyı aradım. Beyaz akülü araba sordum, var dedi. En uygunu 800 liraymış. İlk yaptığım iş Whatsapp üzerinden iş arkadaşlarımın içerisinde bulunduğu 2 gruptan bu kampanyayı paylaşmak oldu. 2 arkadaşım katkıda bulunmak istediklerini söylediler. Daha sonra webmaster forumları olan R10.net ve WMAracı’nda şu ve şu konuları, Ekşi Sözlük’te de şu başlığı açtım. En yüksek katılım r10.net üzerinden olurken, konu ekşicilerin pek dikkatini çekmemişti. Birkaç saat içinde para tamamlandı hatta sonradan keşke ben de katılabilseydim diyen güzel insanlar bile oldu. Ekşi Sözlük’ten curvaturkey nickli yazarın “şu araba hem daha güzel, hem daha ucuz” diye mesaj atması sonucu aşağıdaki arabayı kargo dahil 638 Liraya Hepsiburada üzerinden satın aldık. Hemen Van’da bu proje ile ilgilenen Elif Hanım’ı arayıp arabayı aldığımızı ve kargo gelir gelmez ilk fırsatta geleceğimizi söyledik.

IMG_3839

Araba gelir gelmez bir problem varsa hemen geri gönderip değiştirebileyim diye hemen şarja taktım arabayı. Kırkbeş dakika – bir saatlik şarjın ardından gaz pedalına elimle dokunduğumda tekleyip durdu. Sonra kullanım kılavuzunu okuyunca öğrendim ki ilk kullanımdan önce en az 14 saat şarj olması gerekiyormuş. Mahir öğrendiyse şimdi sabırsızlanıyordur diye düşündüm ve ben de sabırsızdım. Bir çocuğun hayalini gerçekleştirmek, daha doğrusu buna vesile olabilmek o kadar güzel bir duyguydu ki düşüncesi bile insanın kalbini ısıtıyordu. Sabah şarjı tamamen dolduğunda elimle şöyle bir denedim, canavar gibi çalışıyordu. Pazartesi günü Elif Hanım’ı arayıp arabanın geldiğini söyledim fakat Mahir taburcu olup evine gitmişti ve perşembe günü gelecekti. O gün akşam saat 19:00 için sözleştik. Bir aksaklıktan dolayı ziyaretimizi Cuma akşamına ertelemek için kendisini tekrar aradığımda Elif Hanım, Mahir’in polisleri çok sevdiğini ve polis olmak istediğini söyledi. Bu benim aklımda bir ışık yanmasına sebep olmuştu.

IMG_3856

Madem Mahir polis olmak istiyordu, beyaz akülü araba hayaline kendimizden güzel bir şeyler katabilirdik. Ertesi gün hemen bir reklamcıya gidip bana polis logosu sticker’ı lazım dedim. Mahir’in arabasını gösterip hikayeden bahsettim. Kendisi bir kaputa, iki kapıya güzel stickerlar basıp, Mahir’e hediyem olsun dedi. Eve gelip hemen stickerları güzelce kestim ve arabaya yapıştırdım. Harika olmuştu. Peki Mahir’i gerçek polisler ziyaret etse nasıl olurdu? Aynı şehirdeki polis arkadaşlarımı arayıp Mahir’i ziyarete beraber gidip gidemeyeceğimizi sordum ve olumlu cevaplar aldım. Bir polis şapkası, polis tişörtü, oyuncak bir polis arabası, bir polis uçurtması ve hayalindeki o beyaz araba, güzel çocuk Mahir’e kavuşmak için dakikaları sayıyordu. Cuma akşamı geldi çattı. Kocaman arabayı kucakladığım gibi merdivenlerden indirdim ve mahallenin meraklı çocuklarının bakışları arasında arabanın bagajına yerleştirdim. Bilerek hızlıca geçtim yanlarından ki görüp özenmesinler çünkü özenilmeyecek gibi değildi. (Çocukken böyle bir arabaya sahip olmayı çok isterdim.) Arkadaşlarımla birlikte yola koyulduk.

Tam olarak hayallerimde canlandırdığım gibi karşılayamadı bizi Mahir. Utangaç, ürkek ve suskundu. Sadece oturduğu yataktan bize bakıyordu. Güldürmeye çalıştıysak da nafile. Başarılı olamadık. Başına takılan polis şapkasından hiç rahatsız olmadı ve onu hiç çıkarmadı. Polis abileri ve ablaları da onu çok sevdi. Yanına oturdum ve Mahir’le bir fotoğraf çektirmek istedim. O ana kadar hiç konuşmayan ve yabancılık çeken Mahir, nedendir bilinmez, annesinin bir sözüyle “Like” işareti yaptı başparmağıyla. Ben de ona eşlik ettim ve odası nispeten karanlık da olsa bu değerli fotoğraf ortaya çıktı.

IMG_3872

Hayali gerçekleşen Mahir’le çekildiğimiz “Layklı Fotoğraf” :)

Kendisini çok yormadan vedalaşıp Mahir’i hayaliyle baş başa bıraktık. Eminim biz çıktıktan sonra o arabaya doyasıya bakmış, dokunmuş, sürmüştür. Annesi çok iyi bir insan. Çocuğumun hayalini gerçekleştirdiniz, Allah sizden razı olsun diye bizlere çok dua etti. Ben de bu işte katkısı olan herkesin adını ve soyadını yazdığım küçük kağıdı verdim kendisine. Kim olduklarını bilmese de adlarını bilsin istedim. Mahir’in dileği kabul oldu. Benim de en büyük dileğim Muhammed Mahir’in büyüyüp, bir gün bu yazının altında Sezer abisine bir selam yazması. Eğer gelecekte bir gün bunu okuyorsan, sen, benim hiçbir şeyim olmayan çocuk, ben seni çok seviyorum.

IMG_3876

Bundan sonra tıpkı onun gibi başka çocukların da hayallerini gerçekleştirmek için kampanyalar düzenleyeceğim. Forumlarda, sözlüklerde, ailem ve arkadaşlarım arasında, Facebook’ta, Instagram’da… Nerede olursa olsun. Eğer bir sonraki çocuğun hayalinin gerçekleşmesinde benim de bir katkım olsun, yapacağın zaman bana da haber ver diyorsanız şu formu doldurun, zamanı gelince size ulaşayım. Bir çocuk için kocaman ama bizim için küçücük olan o hayalleri gerçekleştirelim. Neden biliyor musunuz?

Çünkü yapabiliyoruz.

Yazar Hakkında | Sezer İltekin

1988 İstanbul doğumlu. At Antrenörlüğü (2008), Güvenlik Bilimleri (2010), İşletme (2011), Medya ve İletişim (2015) bölümlerinden mezun. Fotoğrafçılık ve Kameramanlık 2. sınıf öğrencisi. Evli ve 1,5 yaşında Emir adında bir oğlu var. 2008 yılından beri Kelimeler Benim'de yazıyor. Drone pilotu ve Çaylak PHP geliştirici. Daha fazlası için: Ben Neymişim »

37 Yorum

Yazı hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?


Önemli: Ticari (SEO) amaçlı yorum backlinkler cüzi bir ücret karşılığında onaylanmaktadır. Ayrıntılı bilgi için buraya tıklayın.