Genel Kültür Günlük

Bu Hafta Ne Öğrendim #29


Milletçe bir yerlere adımızı yazmayı severiz. Özellikle henüz kurumamış beton ya da hafif yumuşamış ahşap bir zemin bulursak hiç kaçırmayız. Bu hafta, bu özelliğin bize özgü olmadığını öğrendim. Ayasofya’daki mermer korkuluklardan birinin üzerinde 9. yüzyıla ait olduğu ve bir Viking tarafından kazındığı tespit edilen bir yazı varmış. Adam bundan bin küsür sene önce kalkıp mermerin üzerine “Halvdan buradaydı” yazmış.

Gün geçmiyor ki Naziler ile ilgili bir şeyler öğrenmeyeyim. Gerçekten değişik insanlarmış. Adamlar 2. dünya savaşını kazanmak amacıyla köpeklere konuşmayı, okumayı ve anlamayı öğretmek için bir “köpek okulu” kurmuş. Naziler, köpeklerin çok zeki canlılar olduklarına ve konuşmayı öğrenebileceklerine inanıyormuş.

Sene olmuş 2017 ve istediğimiz bilgiye iki tıkla ulaşıyoruz. Eskiden öğrenmek için kapsamlı bir kütüphanede belki bir gün geçirmemiz gereken konu için şimdilerde 10 dakika bile harcamıyoruz. Bu büyük bir avantaj gibi görünse de aslında insanlık için büyük bir risk anlamına geliyormuş. İnsanlar, bilgiye hemen ulaşmanın verdiği rahatlık ve sorumsuzluk ile edindiği bilgileri aklında tutamamaya başlamış ve Dijital Amnezi olarak da tanımlanan bu duruma Google Etkisi adı verilmiş. Altı Avrupa ülkesinde 16 yaşından büyük 6000 kişinin katıldığı bir anketin sonucuna göre, bilgileri belleğimizde tutamamamızın nedeninin, bunları hatırlama sorumluluğunu akıllı telefonlar gibi dijital cihazlara devretmek olduğu anlaşılmış. Ankete katılan kişilerden 16 – 24 yaş aralığında bulunanların %43’ü, akıllı telefonlarının, bilmeleri veya hatırlamaları gereken her şeyi barındırdığını söylemiş.

Kuantum teorisi sayesinde 1918 yılında Nobel Fizik Ödülünü alan fizikçi Max Planck’in karısı veremden, bir oğlu savaşırken, diğeri Hitler’e yaptığı suikast girişimi sonrası idam edilerek, kızları ise doğum yaparken ölmüş. Adamın başına daha neler neler gelmiş.

2002 yılında Denizli’deki bir mermer ocağında bir işçi tarafından bulunan kafatası parçası çöpe atılmaktan son anda kurtulmuş ve bu kafatası parçası tam 1.2 milyon yıl önce yaşamış bir insana ait çıkmış. Bu insana Denizli Adamı ismi verilmiş ve Denizli Adamı, Anadolu’da bilinen ilk ve tek taş devri insanıymış.

2014 yılında, Norveç’in başkenti Oslo yakınlarında 1.000 ağacın dikilmesi ile Gelecek Kütüphanesi isminde bir proje başlatılmış. Projeyi başlatan İskoç sanatçı Katie Paterson’un amacı, 100 yazardan alacağı ve zamanı gelene kadar kimsenin okumayacağı 100 yazının 2114 yılında, yani projenin başladığı yıldan tam 100 yıl sonra, bahse konu 1.000 ağaçtan elde edilecek kağıtlara basılarak insanlarla buluşturulmasıymış. Projenin hayata geçmesini garantiye almak adına Gelecek Kütüphanesi Vakfı isminde bir de vakıf kurulmuş.

Uzay boşluğunda hayatta kalabilen tek hayvan, yüksek radyasyon ve sıcaklığa dayanıklı, yarım mm boyundaki su ayısıymış. Tabii hayvan dediysem mikroskobik bir hayvan bu. Uzay boşluğunda bile hayatta kalabiliyor olmasını ben astronot kıyafeti giymiş gibi bir tipi olmasına bağladım.

1998 yılında Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde oynanan bir maçta sahaya yıldırım düşmüş ve ev sahibi takımdan ölen olmazken, misafir takım oyuncularının tamamı yani 11 kişi ölmüş. Ülkede olayın bir büyü veya sihir olayı olup olmadığı ile ilgili tartışmalar çıkmış. Yabancı kaynakları araştırdığımda BBC’nin dahi bu haberi “Kongo gazetesinin haberine göre” diye verdiğini gördüm ve şaşırdım. Teyit etmek bu kadar zor mu eyy BBC? Tamam, olay doğru fakat karşı takımın tamamı ölürken, ev sahibi takımın oyuncularından bir kişi bile nasıl ölmüyor anlamadım gitti. Sağlam kaynak olmadan bilgi vermiyorum normalde biliyorsunuz, artık ben de BBC’nin yalancısıyım. Videoyu da ekledim, karar sizin.

Brueghel isimli ressam, 1560 yılında yaptığı Çocuk Oyunları isimli tabloda 16. yüzyıl Hollanda’sının 80 farklı çocuk oyununu resmetmiş. Tablo, şu anda Viyana’daki Sanat Tarihi Müzesinde sergileniyormuş. Yolunuz düşerse mutlaka göz atın. Adam o yoklukta 80 farklı oyunun resmini çizmiş. 80 oyun diyorum. Bizim, şöyleydi böyleydi diye övündüğümüz 90’lar yanında hikaye kalır. (Büyütmek için resmin üzerine ücretsiz olarak tıklayabilirsiniz) Bu hafta da bu kadar güzel insan, haftaya görüşmek üzere.

Yazar Hakkında | Sezer İltekin

1988 İstanbul doğumlu. At Antrenörlüğü (2008), Güvenlik Bilimleri (2010), İşletme (2011), Medya ve İletişim (2015) bölümlerinden mezun. Fotoğrafçılık ve Kameramanlık 2. sınıf öğrencisi. Evli ve 1,5 yaşında Emir adında bir oğlu var. 2008 yılından beri Kelimeler Benim'de yazıyor. Drone pilotu ve Çaylak PHP geliştirici. Daha fazlası için: Ben Neymişim »

5 Yorum

  • Şu yıldırım olayı kafamı kurcaladı açıkacası.” Bir Tesla deneyi yapmış olabilirler mi? ” sorusunu aklıma getirdi. Futbolcuların giydikleri kramponları incelemeye almaları gerekiyordu.
    Tabloda yer alan birçok oyun bizim çocukken oynadığımız oyunlardan. Ben de uzun eşek sadece bizim çocukluk oyunumuz diye zannederdim. Neden böyle bir kanıya vardıysam, bilemedim.

  • En çok dikkatimi çeken Nazilerin köpek okulu açması ve köpeklere konuşmayı öğretmesi o dönmelerde böyle bir düşünceyi gerçeğe dönüştürmek akıl almaz bir yaklaşımdır. Bir diğeri ise Anadolu da bir taş devrinin olması ve tek olması bu da tabi ilgi çekici olaylardan bir tanesidir.

  • Şu mikro alemdeki canlılar ne kadar ürkütücü değil mi? Zaten hep diyorum, bulunduğumuz alemden mikroya doğru da gidilse makroya doğruda gidilse insan ürkeceği şeylerle karşılaşıyor. Bir atomlar alemini düşünün bir de evreni.. Ne kadar da ürkütücü ve gizemli değil mi?

  • Futbolculara üzüldüm ben de. Gerçekten arkasında ne gibi bir şey var bu durumun merak ediyorum.

Yazı hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?


Önemli: Ticari (SEO) amaçlı yorum backlinkler cüzi bir ücret karşılığında onaylanmaktadır. Ayrıntılı bilgi için buraya tıklayın.