Genel Kültür Günlük

Bu Hafta Ne Öğrendim #32


Hindistan’ın Bihar Eyaletindeki Gehlaur köyünde yaşayan Dashrath Manjhi adında bir adam yıllar önce Falguni Devi adında bir kadınla evlenmiş. Karısı, kömür madeninde çalışan Manjhi’ye bir öğle yemeği götürürken Gehlaur köyünün taşlı tepelerinden kayıp düşmüş ve ciddi şekilde yaralanmış. Şehir merkezine ulaşım için en kısa yol 50 km olduğundan, hastaneye yetiştirilemediği için de hayatını kaybetmiş. Dasthrah Manjhi, o günden sonra köyle şehir arasında bulunan tepeyi kazmaya karar vermiş. Herkes adama deli demiş fakat o 22 yıl boyunca (1960 – 1983), sadece bir çekiç ve bir keski ile tepenin 110 metre uzunluk, 9,1 metre genişlik ile 7,6 metre yükseklikteki kısmını kazmış ve şehir merkezi ile köy arasındaki mesafeyi 50 km’den 15 km’ye düşürmüş. Mountain Man (dağ adam) olarak bilinen Dasthrath Manjhi 2007 yılında kanser sebebiyle hayatını kaybetmiş. Bu da Manjhi’nin kazdığı yerin Google Maps görüntüsü.

Baro kelimesi Fransızca “barreu” kelimesinden dilimize geçmiş ve asıl anlamı demir parmaklıkmış.

Türkan Şoray, bugüne kadar toplamda 222 filmde oynamış ve bu sayı ile dünyanın en çok film çeviren kadın oyuncusu ünvanına sahipmiş.

Telefonun mucidi Alexander Graham Bell‘in günümüze kadar ulaşmış bir ses kaydı varmış. Bu ses kaydı 15 Nisan 1885’te kaydedilmiş. İnsan dinleyince geçmişe gitmiş gibi oluyor.

Amerika’da yayımlanan Durand Express adlı bir gazete 1 nisan 1983’te yayımladığı bir haberde şehrin su şebekesinde dihidrojen monoksit (bildiğin su) bulunduğunu ve bunun solunması halinde ölümcül olabileceğini ve şiddetli bir kabarcıklanmaya yol açabileceğini anlatmış. 1990 yılında Kaliforniya Üniversitesinde “dihidrojen monoksitin yasaklanması için koalisyon” adlı bir grup kurulmuş ve “dihidrojen monoksitin” yasaklanması için dilekçe toplanmaya başlanmış. Bu troll projenin amacı, cahil toplumların süslenerek söylenen yalanlara ne kadar çabuk inanacağını göstermekmiş. Dihidrojen monoksit yasaklansın web sitesi: dhmo.org

Amerika’nın Teksas eyaletinde hapishanede yatan mahkumlar, kronik ya da acil rahatsızlıkları dışında herhangi bir hastalık durumunda doktora muayene olabilmek için yıllık 100 dolar ödemek zorundaymış. Parası olmayan da daha sonra ödemek üzere devlete borçlanıyormuş.

Yakın zaman önce Amerika’da bir dolandırıcılık türü ortaya çıkmış ve bütün dünyaya yayılmış. Senaryoya göre dolandırıcılar sizi arıyormuş ve kendilerini tanıtıp, hangi şirket adına sizi aradıklarını söylüyorlarmış ve konuşmanın bir noktasında “beni duyabiliyor musunuz?” diye soruyormuş. Siz de doğal olarak “evet” dediğiniz zaman bunu kaydedip, sanki telefon üzerindeki bir sözleşmeye onay vermişsiniz gibi değerlendirip, sizi bu sözleşmeyi bozmanız durumunda mahkemeye vermekle tehdit ediyorlarmış. Vay çakallar.

NASA, Trappist-1 adı verilen bir yıldızın yörüngesinde Dünya’ya benzerlik gösteren 7 gezegen keşfetmiş. Gezegenlerden üçü su varlığını ve canlı yaşamını destekleyebilecek yapıdaymış. Bu arada, daha Dünya’da insan gibi yaşamayı becerememişken böyle haberler karşısında heyecanlanmamız da ayrı bir rezalet.

Yılbaşında, “Bu Hafta Ne Öğrendim” serisini 2017 yılı boyunca sektirmeden yazacağımı söylemiştim. İnsanın bir haftası bir haftasını tutmuyor elbette ama sözümü tutmak için sınırlarımı zorluyorum. Buna rağmen geçen haftaki BHNÖ yazısına “bu tür yazıları görmekten gına geldi” minvalinde bir yorum yapıldı. Aslına bakarsanız ben de Kelimeler Benim’i sadece BHNÖ yazılarıyla doldurmaktan memnun değilim fakat bir söz verdim ve bu sözümü tutmak istiyorum. İlgili yorumun beni bu kararımdan neredeyse döndüreceğini, son anda seriye devam etmeye karar verdiğimi de itiraf edeyim. Yorum önemli.

Yazar Hakkında | Sezer İltekin

1988 İstanbul doğumlu. At Antrenörlüğü (2008), Güvenlik Bilimleri (2010), İşletme (2011), Medya ve İletişim (2015) bölümlerinden mezun. Fotoğrafçılık ve Kameramanlık 2. sınıf öğrencisi. Evli ve 1,5 yaşında Emir adında bir oğlu var. 2008 yılından beri Kelimeler Benim'de yazıyor. Drone pilotu ve Çaylak PHP geliştirici. Daha fazlası için: Ben Neymişim »

26 Yorum

  • Yine ilgi çekici bilgiler paylaşmışsın Sezer hocam.
    Hepsi birbirinden değerli bilgilerdi.
    Artık kişisel blogdan ziyade genel kültür blogu olarak takip etmeye başladım burayı. :D

    • “Bu Hafta Ne Öğrendim” cümlesi ile kişisel blog kavramına atıfta bulunmak istemiştim ama Genel Kültür Blogu da fena değilmiş, bana uyar :)

      • Yaptığın her ne olursa olsun. Seni ayıran elbet bir özelliğin her zaman var hocam. :)
        Ben 2 türlüde takipteyim.
        Güzel bir üslubun var ve farkındalığın için takip ediyorum seni.

  • “Bu tür yazıları görmekten gına geldi ” diyen kişi emin olun okumamıştır bile yazınızı, o her kimse yazılarınızın, “bir insanın damarlarını uç uca ekleyince dünyanın çevresini…” şeklinde kopyala yapıştır gezen yazılardan olduğuna dair ön yargıyla hareket etmiştir.Ben dikkatle takip ediyorum ve emeğinizi de takdire şayan buluyorum.Kolay gelsin.

  • Bir blogun olmazsa olmazlarındandır yorumlar.
    Ancak kafaya takılacak yorum vardır takılmayacak yorum.
    Burası en nihayetinde bir kişisel blog ve blog yazarı ne yazmak isterse onu yazar.
    Kimse blog yazarını kısıtlayamaz.
    Öneri vermek icap ederse uygun dille yapıcı olarak öneri verilmesi makbuldür.
    Hepimiz biliyoruz ki “bu hafta ne öğrendim” serisini Sezer hocamız başlatmıştır.
    Diğer bloglar kendi istekleriyle kendi bilgilerini buna benzer serilerle paylaşabilirler.
    Takip edip etmeyeceğinizi yorum alanından sitemkar şekilde bildirmek ayıptır.
    Bir mail uzağınızda Sezer hocam. Mail ile yukarıda da dediğim gibi yapıcı olarak uygun bir dille anlatabilirsiniz derdinizi.

    Sen çizgini bozma hocam. Evet bazen bazı takipçilerine sürekli bu seriyi görmek sıkıntı verebilir. Ancak hem iş, hem ev, hem çocuk sahibi birisi olduğunuzu göz önüne alarak biraz daha sabırlı olmakta fayda var. Sizi yıllardır takip eden biri olarak ben bu günlerin geçeceğine inanıyorum.

    • Halden anlayan biri olduğunuz belli. Kafaya takmak değil de değerlendirmek diyelim. Olumsuz eleştiriye de her zaman açığım ve sıkıcı şeyler yazdığımı söyleyen kişiye de kızacak değilim. Yorumunuz için çok teşekkür ederim.

      • Merhabalar…
        Sizin ve takipcilerinizin olumsuz yorum diye tanımladıkları yorumun sahibi olarak yazılan yorumlardan sonra bir açıklama yapma ihtiyacı hissettim…

        Öyle demek istemedim, yanlış anlaşıldım, kusura bakmayın tarzı bir açıklama yapmayacağım…

        Söylediklerimin arkasındayım ve önceki yorumdaki maksadı kısaca izah edeceğim…

        Öncelikle yorumların hemen hepsi seviyeli… bu takipcilerinizin niteliğini gösterir… sahiplenilmek her blogcuya nasip olmaz…

        Sezer bey tarafından olumsuz olarak algılanmasına rağmen yorumumu yayınlanması onun bu işi hazmettiğini ve özgüveninin sağlam bir yayıncı olduğunu gösterir… gerci bu göderinin sonundaki rahatsızlığını dile getirmesi bir çelişki… :| sorumlu bir hayıncı olarak açıklama yapmasını da anlıyorum…

        Olgun bir insanı dost edinmek istiyorsak onu eleştirmeliyiz de… eleştirimin maksadının anlaşıdığı kanatindeyim… herkes aynı şeyi yapmaya başladı bayağılını da dayapmaya gerek yok…

        Hepimiz aynı camianın insanlarıyız… beni sizden farklı ve kötü bilmeyin…

        Görüşmek üzere… selamlar…

  • Bu hafta, insanların onlarca güzel yorum aldıktan sonra bir kötü yorum yüzünden yapacakları işten vaz geçme noktasına gelebildiklerini öğrendim.

  • “Meyve veren ağaç taşlanırmış” sözü tekrar gördük ki boşa söylenmemiş. Onca olumlu yorumun içinden lütfen olumsuz bir tanesine takılıp kararlarınızdan vazgeçmeyin. Biz bu seriyi severek takip ediyoruz ve gayet de memnunuz. Kolay gelsin :)

  • Merhaba

    Yazılarınızı bir ay önce okumaya başladım.

    İlgiyle okuyorum.

    Verdiğiniz farklı bilgiler için teşekkürler.

  • hayır sezer abi, bırakmayız sen bıraksan da :) gün 38 saat olsun sen bir de laf salatası yaz, ne dersin :)

  • bu hafta ne öğrendim serisi güzel ama çok uzun uzun yazınca okuması zor geliyor daha kısa ve net olsa ne de güzel olurdu :) teşekkürler

Yazı hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?