Genel Kültür Günlük

Bu Hafta Ne Öğrendim #27


Sürüngenlerin çoğunda cinsiyet kromozomu yokmuş, yani cinsiyetlerini belirleyen sistem kromozomal yapı değilmiş. Diğer canlıların aksine sürüngenlerin cinsiyeti embriyonik gelişim sırasında (3 aşama olarak düşünüldüğünde tam ortadaki aşamada), ortam sıcaklığına göre belirleniyormuş. Örneğin 32 ºC civarında yavruların hepsi dişi, 26 ºC civarı hepsi erkek ve 29 ºC civarı ise yarısı dişi yarısı erkek oluyormuş.

Elektronik haberleşmenin artmasıyla birlikte gönderilen mektup sayısının iyice düşmesi üzerine Finlandiya Posta İdaresi 2016 yılında 700 çalışanını işten çıkarma kararı almış. Bunun üzerine, işlerinden olmak istemeyen postacılar, işlerin az olduğu günlerde çim biçelim diye bir teklif sunmuşlar ve bu teklif kabul görmüş. Her hafta salı günleri 1 saat olmak üzere ayda 130 Euro karşılığında bahçesindeki çimleri biçtirmek isteyen Finlandiyalılar posta idaresine başvuruyorlarmış. Bu posta idaresi bir süredir yemek hizmeti de sunmaya başlamış. Çim biçme, yemek falan derken bence bu işin sonu kötüye gidiyor.

2005 yılında Amerika’daki bir pizza dükkanına silahlı soygun girişiminde bulunan ve bu soygun esnasında iki el ateş ederek bir çalışanın ölüm tehlikesi atlatmasına sebep olan Eric Torpy isimli bir adama mahkeme 30 yıl hapis cezası vermiş. Bu arkadaş da mahkeme başkanına 33 olmaz mı diye sormuş. Sebebini de efsane olarak tanımladığı Boston Celtics’li basketbol oyuncusu Larry Bird‘ün forma numarasının 33 olması olarak açıklamış. Mahkeme hiç tatava yapmadan Eric’in bu isteğini kabul etmiş. Aradan 6 sene geçtiğinde, 2011 yılında bizimki böyle bir çılgınlık yaptığı için çok pişman olduğunu söyleyip 3 yılın geri alınmasını istemiş ama nafile. Bu arada, konu Larry Bird isimli “efsaneye” sorulduğunda, bu konu hakkında yorum yapmak istemediğini söylemiş. Her ne kadar direkt olarak aynı konu olmasa da bu hikayeyi okuduğumda Türkiye’deki futbol fanatizmi geldi aklıma. İnsanlar futbol ve futbolcular için kendilerini yıpratıyor fakat futbol kulüplerinin birer “şirket”, futbolcuların ise “profesyonel birer çalışan” olduğunu bir türlü anlayamıyorlar.

Dünya’da devletler tarafından koyulan çok ilginç yasaklar varmış. İnsanların vakitlerini boşa harcamalarını engellemek amacıyla 2000 yılında Çin’de Play Station ve Xbox gibi oyun konsolları resmen yasaklanmış. Rusya’da emo gibi giyinmek, İran’da batılı tarzda saç tıraşı olmak, Suudi Arabistan’da sevgililer gününü kutlamak, Yunanistan’da tüm video oyunlarını oynamak (sonradan yumuşatılmış), Romanya’da scrabble oynamak, Danimarka’da, yeni doğan çocuğa devletin belirlediği 24 bin isim dışında bir isim koymak, Malezya’da sarı renkte herhangi bir kıyafet giymek, Küba’da cep telefonu kullanmak (Fidel Castro döneminde), Singapur’da sakız çiğnemek, Bangladeş’te plastik poşet kullanmak resmen yasakmış.

1963 yılında, 46 yaşındayken Dallas’ta suikaste uğrayarak hayatını kaybeden Eski Amerikan Başkanlarından John Kennedy, 1962 yılında, komünist rejimle yönetilen Küba’ya ambargo kanununu imzalamadan 1 gün önce 1200 tane Küba purosu satın alıp stok yapmış.

2005 yılının Temmuz ayında kişisel blogunda kırmızı bir ataş paylaşan Kyle MacDonald isimli bir blogger bu ataşı herhangi başka bir eşya ile takas etmek istediğini yazmış. İlk takas teklifi 2 kız kardeşten gelmiş ve ataş balık şeklinde bir kalemle takas edilmiş. Kapı tokmağı, mangal, jeneratör, kamyonet derken, bu arkadaş 5 kuruşluk ataşı 1 sene sonunda koca bir eve dönüştürmeyi başarmış. Olayların geçtiği asıl blog için şuraya, tüm hikayenin Türkçe anlatıldığı bir başka blog için buraya tıklayabilirsiniz.

Ev demişken, 2013 yılında kanser sebebiyle hayatını kaybeden eski Venezuela devlet başkanı Hugo Chavez, 2012 yılında Natalia Valdivieso adlı 19 yaşındaki bir kadına, Twitter’daki 3 milyonuncu takipçisi olduğu için ödül olarak bir ev hediye etmiş. Şu yazıyı okuyan zengin bir abimiz de bana bir ev hediye etse ya? (Umut fakirin ekmeği.)

28 Nisan 2017’de gösterime girecek olan Bir Annenin Feryadı isimli film 2015 yılında Kültür Bakanlığından 500.000 lira devlet desteği almış. Filmin fragmanını izleyince ben şahsım adına, maaşımdan kesilen verginin böyle bir filme gitmesine üzüldüm. Şunu da belirteyim; film harika olsaydı da üzülürdüm çünkü filmini çeken cebindeki parasıyla çeksin, ben vergimin böyle gereksiz işlere harcanmasını istemiyorum fakat Flash TV dizisi tadındaki bir filme 500 binlik destek verildiğini duyunca da insan bir garip oluyor, keriz gibi hissediyorsun.

Fotoğraf çekilirken parmaklarımızı kameraya göstere göstere zafer işareti ve benzeri işaretler yapmamak lazımmış. Hackerlar, yüksek çözünürlüklü fotoğraflara zoom yapıp parmak izinizi tespit edebiliyorlarmış ve bu izleri günümüzde veya yakın gelecekte birçok yerde kullanabilirlermiş. Akıllı telefonunuzun kilidi, işyerinizin ya da apartmanınızın girişi kapısı gibi. Fakat bunun da bir çözümü bulunmuş, parmaklara bir çeşit sıvı sürülüyormuş ve adına da biyometrik jammer demişler. Fotoğraf çekilirken parmak izinizin kamerada görünmemesini sağlıyormuş.

Yazar Hakkında | Sezer İltekin

1988 İstanbul doğumlu. At Antrenörlüğü (2008), Güvenlik Bilimleri (2010), İşletme (2011), Medya ve İletişim (2015) bölümlerinden mezun. Fotoğrafçılık ve Kameramanlık 2. sınıf öğrencisi. Evli ve 1,5 yaşında Emir adında bir oğlu var. 2008 yılından beri Kelimeler Benim'de yazıyor. Drone pilotu ve Çaylak PHP geliştirici. Daha fazlası için: Ben Neymişim »

13 Yorum

  • 500.000’lik filmin fragmanına baktım ve Sırlar Dünyası’ndan bir tık ileri olduğunu gördüm. Paramızın bu kadar saçma sapan şeyler için harcanması gerçekten akıl almaz bir şey, fakat mümkünlüde her şey mümkün :)
    Birde bu fotoğraftan parmak izi çıkartma işi aklıma pek yatmadı. Sosyal medyada ya da diğer internet platformlarında paylaşılan resimler boyutlandırılarak ekleniyor sisteme. Birbirine benzeyen bu kadar parmak izi varken fotoğraftan nasıl örnek alıp onu işleyecekler akıl erdiremedim şahsen :) Bana çok uçuk geldi.

    • Fotoğrafın çözünürlüğü ve netliği önemli bu noktada. Sadece elinizin bulunduğu (yakın çekim) ve “V” işareti yaptığınız net bir fotoğraftan parmak iziniz rahatlıkla tespit edilebilir diye düşünüyorum, yeniden boyutlandırılmış da olsa.

  • Postacılara çok üzüldüm açıkçası ama bence kendi işleri dışında bir iş bulmak yerine elektronik haberleşme konusunda bir adım atmalarının daha mantıklı olduğu kanısındayım. Bu konuda aklıma daha dün izlediğim Hidden Figurs filmi geldi. Tavsiye ederim.

    33 yıl hapis cezası isteyen adama söyleyecek söz yok açıkçası. Tam da bizimkileri anlatıyor. Maalesef.

    İlginç yasaklar kısmı hoşuma gitmedi desem yalan olur. Bende bazı boş şeylerin yasaklanmasına çok da ses çıkartmayan biriyim sanırım. Mesela ülkemizde gerçekleşen kapalı alanlarda sigara içme yasağı her ne kadar sigara içsem de desteklediğim bir şey.

    Ülkemizde sanat desteklenmiyor. Sinema her ne kadar bir sanat dalı olsa da bu iş için ortaya canını koyan sanat aşıkları bundan nemalanamıyor. Bu bilgide kanıt niteliğinde.

    Her şey mümkün felsefesine sahip bir birey olarak çok şaşırmadığım ve kendi çapımda dikkat ettiğim için çok sıkıntı yaşayacağımı düşünmediğim bir durum. Ama biyometrik jammer sıvısı %90 ticari amaç güttüğünü düşündüğüm bir ürün.

    Velhasıl Sezer Beyciğim yine harika bir paylaşım olmuş. Emeğinizi fazlası ile almanızı gönülden istiyorum. Sevgiler.

    • Detaylı ve bir o kadar güzel yorumunuz için teşekkür ederim. Sigara içme yasağını sonuna kadar destekliyorum ve kapsamının genişlemesini istiyorum. Umarım sokakta yürürken sigara içmek de yasaklanır. Çünkü sigara içen bir insanın arkasından yürüdüğümde boğulacak gibi oluyorum ve bazen onu geçmek ya da başka bir yerden yürümek mümkün olmuyor.

Yazı hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?