Diyelim ki Türkiye'de değil de Hollanda'da yaşıyorum, flemenk bir insanım. Orda hayat pahalı tabii. Halk ekmeği yok, efendim belediyenin kömür yardımı yok... On bin mesaj otuz dokuz kontör gibi mucizevi doğa olaylarına da pek rastlanmaz. Gerçi o on binden en fazla bin beşyüzünü harcayabiliyorum ya neyse. Efendime söyleyeyim, böyle gurbet ellerinde nazlı yari aramak için bir cep telefonuna ihtiyaç duyarım tabii ki. Orda sim kart cep telefonuyla beraber satılıyormuş. Ama almam arkadaş. Zira gidipte cep telefonu + sim kart alırsam hemşeri hemşeriyi gurbette sever* hesabı, bu işin altından da kalkamam. Ne yaparım peki? Bulurum kelepir bi otuz üç on cep telefonu, alırım ben sim only sim kartımı, oh babalar gibi. Şimdi ben bi taşla kim bilir kaç kuş vurdum baba. Hollanda dediğin memlekette senin ekmek aslanın mide öz suyuyla ıslanmış durumda. Sadece sim kart satan firma kalmamış, kapitalizmin kokmuş nefesi ensende, sim alacaksan telefon da alacaksın diye tutturmuş adamlar. Almıyorum abicim. Ben sim only takılıcam belki size ne? İşte bu kapitalizmin boklu değneğini ortadan tutan tek bir firma kalmış, o da ben. Adamlar sim kart al, almadığın telefonun parası kadar bedava konuş diyor. Sevilesiceler, almadığın şeyin parasını sana veriyor. Ulan düşünüyorsun bir ibnelik mi var diye ama yok. Hattı atsan atarsın satsan satarsın. Ay sonunda, istemiyorum kardeşim sizin hattınızı deme hakkın da var. Şimdi düşünüyorsun, sevdiceğimi günde bir kere arasam kısa konuşup hasret seviyemizde düşüşe sebep olmasam n'olur diyosun, 75 dakika yanına da 75 SMS oldu mu bu iş tamamdır diye gönül geçiriyosun. Elini cebine bi atıyosun, 2,5 € para var. (ordaki e "euro" okunacak) Hasittir(!) bu nasıl şans derken, Pierre Van Hooijdonk gelip sana; "üzülme gardaş biz de az çekmedik, bu istediğin tarife sana ayda sadece 2,5 euroya mâl olacak, sana kanım ısındı" deyip kafa tokuşturmak için başını uzattığında içindeki rahatlama hissi seni sevdiceğine bir adım daha yaklaştıracak. İşte hayat o zaman güzel. Bunları niye mi anlattım? Olur da bir gün yolunuz Hollanda'ya düşer diye ey dostlar. Ben iletişim, giderken sağda, dönerken solda!
Ben ucuzu severim
Diyelim ki Türkiye'de değil de Hollanda'da yaşıyorum, flemenk bir insanım. Orda hayat pahalı tabii. Halk ekmeği yok, efendim belediyenin kömür yardımı yok... On bin mesaj otuz dokuz kontör gibi mucizevi doğa olaylarına da pek rastlanmaz. Gerçi o on binden en fazla bin beşyüzünü harcayabiliyorum ya neyse. Efendime söyleyeyim, böyle gurbet ellerinde nazlı yari aramak için bir cep telefonuna ihtiyaç duyarım tabii ki. Orda sim kart cep telefonuyla beraber satılıyormuş. Ama almam arkadaş. Zira gidipte cep telefonu + sim kart alırsam hemşeri hemşeriyi gurbette sever* hesabı, bu işin altından da kalkamam. Ne yaparım peki? Bulurum kelepir bi otuz üç on cep telefonu, alırım ben sim only sim kartımı, oh babalar gibi. Şimdi ben bi taşla kim bilir kaç kuş vurdum baba. Hollanda dediğin memlekette senin ekmek aslanın mide öz suyuyla ıslanmış durumda. Sadece sim kart satan firma kalmamış, kapitalizmin kokmuş nefesi ensende, sim alacaksan telefon da alacaksın diye tutturmuş adamlar. Almıyorum abicim. Ben sim only takılıcam belki size ne? İşte bu kapitalizmin boklu değneğini ortadan tutan tek bir firma kalmış, o da ben. Adamlar sim kart al, almadığın telefonun parası kadar bedava konuş diyor. Sevilesiceler, almadığın şeyin parasını sana veriyor. Ulan düşünüyorsun bir ibnelik mi var diye ama yok. Hattı atsan atarsın satsan satarsın. Ay sonunda, istemiyorum kardeşim sizin hattınızı deme hakkın da var. Şimdi düşünüyorsun, sevdiceğimi günde bir kere arasam kısa konuşup hasret seviyemizde düşüşe sebep olmasam n'olur diyosun, 75 dakika yanına da 75 SMS oldu mu bu iş tamamdır diye gönül geçiriyosun. Elini cebine bi atıyosun, 2,5 € para var. (ordaki e "euro" okunacak) Hasittir(!) bu nasıl şans derken, Pierre Van Hooijdonk gelip sana; "üzülme gardaş biz de az çekmedik, bu istediğin tarife sana ayda sadece 2,5 euroya mâl olacak, sana kanım ısındı" deyip kafa tokuşturmak için başını uzattığında içindeki rahatlama hissi seni sevdiceğine bir adım daha yaklaştıracak. İşte hayat o zaman güzel. Bunları niye mi anlattım? Olur da bir gün yolunuz Hollanda'ya düşer diye ey dostlar. Ben iletişim, giderken sağda, dönerken solda!
16 Şubat 2010 Salı günü kelimelerbenim tarafından yazıldı.
Bu yazıya 2 kişi güzellik katmış. Onlara katıl, sen de
yorum yap!
Kategori:
Tanıtım
Geçen yüzyılın 88'inci senesinde İstanbul'a ayak bastı. Süper liseye girip ingilizce öğrendi. Bişeyler yazıp çizdi. Bilgisayar Mühendisi olmak için sayısal okudu, fakat at antrenörü oldu. Beğenmedi, güvenlik mühendisi oldu. Bişeyler daha yaptı »»
- (25)
- (24)
- (13)
- (8)
- (7)
- (5)
- (3)
- (20)
- (18)
- (11)
- (4)
- (2)
- (1)
- (1)




- Ocak 2012 (2)
- Aralık 2011 (3)
- Kasım 2011 (1)
- Ekim 2011 (2)
- Eylül 2011 (1)
- Ağustos 2011 (1)
- Temmuz 2011 (1)
- Mayıs 2011 (1)
- Nisan 2011 (4)
- Mart 2011 (3)
- Ocak 2011 (2)
- Aralık 2010 (1)
- Kasım 2010 (3)
- Eylül 2010 (2)
- Ağustos 2010 (1)
- Haziran 2010 (4)
- Mayıs 2010 (6)
- Nisan 2010 (7)
- Mart 2010 (5)
- Şubat 2010 (13)
- Ocak 2010 (7)
- Aralık 2009 (6)
- Kasım 2009 (7)
- Ekim 2009 (11)
- Eylül 2009 (10)
- Ağustos 2009 (2)
- Haziran 2009 (1)
- Mayıs 2009 (2)
- Nisan 2009 (2)
- Aralık 2008 (1)
- Ağustos 2008 (4)
-
PAYOS, Polis Akademisi'ne bağlı Polis Meslek Yüksekokullarının 2009 yılında ders sisteminin değişmesiyle birlikte geliştirilen Öğrenci Not v...
-
Doğduğumda susmuşum ben. Ağlamamışım diğer insan yavruları gibi. Ebem kıçıma öyle sert vurmuş ki, sinirden ağlamışım. Tam orda sigaraya...
-
Bu yazıma önyargılı yaklaşmayın ve eğer zamanınız varsa lütfen tamamını okuyun. Size, neden at antrenörlüğü , nalbantlık ve atçılık işlet...
-
Daha önce kimsenin üstünde durmadığı bir konudur, salatalık konusu... Bu vurdumduymazlık, toplumda büyük yanlışlara yol açmıştır. Şimdi e...
-
Eğer bir şansım daha olsaydı, Microsoft gibi dev bir şirket kurmak yerine Kelimeler Benim gibi küçük bir blog kurar, bu işten küçük de olsa ...
-
Günlerdir Blogger'a IP bazlı uygulanan sansürden dolayı Bloglarımız Türkiye'den erişime kapalıydı. Yasak direkt IP'ye uygulandığından DNS fa...
RASTGELE!
























sana iyi blogcu dediler götün kalktı heralde ne lan bu tanıtım yazısı.
Biraz götüm kalktı tabi, doğru. En azından götümün kalktığını alenen gösteren birşeyler yapıyorum. Senin gibi bir yoruma adını ekleyemeyecek kadar özgüven fakiri olmaktan iyidir bebek :)
Yorumlarınız bizim için çok önemlidir.
Lütfen, Türkçe ve düzenli yazın.
Lütfen isimsiz yorum göndermeyin.
< b >, < i >, < a > gibi bazı HTML etiketlerini kullanabilirsiniz.
Nasıl yorum yapılır? Bilmeyenler için anlattık. Tıklayın.