"Derya, İstanbul Üniversitesi'de okuyor" diyor. Bu açıklama, kız arkadaşla, kendinden yaşça fazla büyük olmayan bir dayı tanıştırmasının henüz ikinci cümlesi. Burak, genelden özele gitmek isteyen bir matematikçi gibi, kız arkadaşının, akılda kalması fazla çaba gerektirmeyen özelliklerinden başlamayı tercih ediyor. Genç dayı, yeğeninden aldığı cümleyi beyninde bir değirmen gibi işleyerek, üniversitelerin yapısı hakkında herhangi bir fikri olmadığı hâlde, çevreden duyduğu, akademik bir terimle süslü, tok sesli soruyu soruyor."Hangi fakülte?" sorusuna, Edebiyat Fakültesi 3. sınıf cevabını veren kız arkadaş, genç dayıya "Aslında dördüncü yılım ama bir sene hazırlık okudum." gibi ek bir bilgi vererek, âdetâ hangi fakülte sorusunu ödüllendiriyor.
Saat öğleden sonra iki. Burak, kız arkadaşını dayısıyla tanıştıralı henüz yarım saat oldu.İki sevgili, koskoca İstanbul'da Burak'in dayısıyla aynı metroda karşılaşmış olmasalardı, şu anda herhangi bir Starbucks'ta Espresso Macchiatolarını içiyor olacaklardı... Fakat şu anda Sultanahmet civarında, üzerlerini tavlaların ve satranç tahtalarının kapattığı, minyatür masaları olan küçük bir çay bahçesinde, beyaz, tombul fincanlarla çay içiyorlar. Burak sıkılıyor. Beş yaşındaki kuzeni Serkan'dan söz açıyor.
RASTGELE!






Kategori:





















