Alain Delon
    Sıla

    .


    "Boru mu bu" diyorlar!



    Efendim, dilimize yeni bir deyim girdi çaktırmadan. Diyorlar ki, "boru mu bu?" Üzülsem mi, kabullensem mi bilemedim. Ve sonra dedim ki: Tabii ki üzüleceğim ve kabullenmeyeceğim. Türk Dil Kurumu'na güveniyordum, o da kırdı kalbimi. Neden derseniz, bu deyimi TDK kabullenmiş. Boru diye arama yaptığınızda, ilgili deyim, atasözü ve birleşik fiiller arasında yer alıyor. Ama en azından altına "halk ağzında" yazmış. Buna da şükür. Şimdi, ben tabii ki yeni oluşumlara karşı değilim. Bilakis, yeni oluşumlardan haz duyan biriyim.
    Lakin, Türkçemiz'i katletme konusunda uzman olan arkadaşlarla mücadelede en önde flama taşımaktayım. Şaka bir yana, "boru mu bu" deyimine karşıyım. Hatta şuanda bunun bir deyim olduğunu da tam olarak kabul etmiyorum.
    "Efendim, ne güzel deyim işte, bak bir kelime, bir zamir, bir de soru ekinden oluşuyor ve her biri "u" ile bitiyor, ne güzel, kafiyeli bir de..." diyenler olur.
    Ama kazın ayağı öyle değil...


    İki kişinin bildiği sırdır!

    Efendim, ülkemizi bir Kurtlar Vadisi deryası tuttu, çekti içine. (Bkz.Polat Alemdar) Üniversite günlerimde, perşembe akşamları, kaldığım yurdun kantini ölüm sessizliğine bürünürdü. Akşam saatlerinde içeri girdiğimde yaklaşık 20 kişinin göz kırpmadan bu diziyi seyrettiklerini görürdüm. Hatta bu durum o kadar ileri derecedeydi ki, sınav haftasında "Ya hu bugün izlemezler herhalde" dediğim o günde, izleyici kitlesi daha da genişlemişti. Hayret ediyordum bu duruma. Hepsi, sanki "Devlet Mesleki Eğitim Merkezi'nin açtığı Polat Alemdarlık kursunda" ders alıyorlardı...

    Mafyaya hayranlık konusunu eleştirmek benim işim değil. Ama efendim, bu diziye çok kızdım ben. Adamlar haybeden bir slogan çıkardılar ve kalıcı oldu. Tavuk b*ku gibi çıkmadı Türkçemiz'den. İşte o slogan:

    İki kişinin bildiği sır değildir!

    Peki nedir sayın Polat? Şimdi çizeceğim bütün karizmanı!

    İlkönce sır kelimesini açıklayalım: "Sır" arapça bir kelime olmakla beraber, "Varlığı veya bazı yönleri açığa vurulmak istenmeyen, gizli kalan, gizli tutulan şey" anlamında kullanılan sözcüktür.


    Asıl, işçi iş adamıdır!

    İşçi kelimesi, emektar ve saygıdeğer bir kelimedir. Fakat İşadamı kelimesi, yalakalık ürünü, cehalet sembolü, yapay, limon aromalı, ekşimtrak bir kelimedir. Bu kelime 70'lerin sonunda ortaya çıkmış, çıkmazolası bir belirtisiz isim tamlamasıdır. Ayrıca iddia ediyorum ki bu kelime Türkçe değildir.Bu kelime nasıl ortaya çıktı bir bakalım...
    Başlangıcı bilinmese de, insanoğlu, uzun bir zaman diliminde "Patron" kelimesini (Bkz.Fransızca), bir işyerinde, bir müessesede en yetkili kişinin sıfatı olarak kullanmıştı. Gel zaman, git zaman, müesseseler gelişti, köyden kente göç eden Ahmet parayı buldu, fabrikatör oldu. (Bkz. Terminatör) O artık patron Ahmet idi. Küçük esnaf yıllar yılı yerinde sayarken, büyük sanayi ve fabrikalar, "parayı bulanlar" tarafından çoktan sahiplenilmişti. Köydeki bakkalın sıfatı, çırağına göre, tabii olarak "patron" idi. O patronun yaşadığı köyün yüzölçümüne eşdeğer araziye sahip olan fabrikanın sahibine de patron deniliyordu. Patronluk artık göreceli bir kavram haline gelmişti. Neredeyse 2 kişiden 1'i patrondu. Çok büyük anapara sahibi patronlar aralarında gizlice bir toplantı düzenlediler. Bu toplantı patron Ahmet Bey'in ofisinin toplantı salonunda gerçekleşmişti. Toplantının başkanı Ahmet Bey'di. Elinin altındaki diyafonun düğmesine basıp sekreterine:

    - İçeri kimseyi alma, bu çok önemli bir toplantı, Arayan olursa da burda olmadığımı söyleyin.

    dedi. Bu klasik bir cümleydi.


    Hıyar hıyardır, salatalık değil!


    Daha önce kimsenin üstünde durmadığı bir konudur, salatalık konusu...

    Bu vurdumduymazlık, toplumda büyük yanlışlara yol açmıştır. Şimdi efendim, güzel Türkçemiz'e neden böyle yapıyor bu insanoğlu? 40 Yıllık "Hıyar" (400 Yıl olduğu rivayet edilir) (Farsça bir kelimedir) nasıl salatalık oldu?

    Özetle şöyle ki: İnsanımız bir kibarlaşma sürecine girdi ve hıyar'a salatalık dendi. Daha da geri gidelim. Hıyar'a Hıyar denildiği günlere...

    Hıyar Hıyarken (Bakın benim de ağzımı bozdunuz) insanlardan biri arkadaşını hıyar'a benzetmiştir. Bu insan ya çok akıllı bir insandır, ya da aptaldır.

    -Neden akıllıdır?

    Çünkü insan vücudunun %60 - 65 i sudur. Hıyar sebzesinin de % 96 sı sudur. Buradan çıkarmamız gereken sonuç şudur ki her ikisinin de büyük kısmı sadece sudur. (Örneğin patlıcanda böyle bir benzerlik sözkonusu değildir.) Arkadaşına bu yüzden hıyar demiştir...

    - Neden aptaldır?

    Çünkü bilmeden konuşmuştur. Gözle görülen özelliklerden bile yola çıkamamıştır. Yeşille, ten rengini bağdaştıracak bir bakış açısına sahiptir. Ayrıca şekilleri ayırt edememektedir. Neyse, konudan hayli uzaklaştık.

    Bu olaydan sonra, insanların birbirine "hıyar" dediği çağ başladı. Bu çağ 80'lerin sonuna kadar sürdü.